Küresel krizin otomotiv sektörüne etkileri giderek artıyor. ABD’de Başkan Bush’un 17.4 milyar dolarlık yardımın kapısını açmasına karşın Türkiye’de sektöre yönelik herhangi bir teşvik başlatılmış değil. Türk otomotiv sanayinin en önemli şirketleri Ford Otosan, Mercedes Benz Türk, Bosch, Tofaş, Oyak Renault, Hyundai Assan üretimlerine ara verme kararı aldılar. 2009 yılının ocak ayında otomotiv işçilerinin önemli kısmı maaşlarının yüzde 76’sını alıp, tatil yapacaklar. Giderek artan krizin etkileri üreticilerin ihracat ayağını da kırdı. Üretimin yüzde 50’nin üzerinde daralması işten çıkarmaları da beraberinde getirdi.
Ağustos ayından bu yana askere gidecek genç erkek işçilerle ve emeklililği geçmiş çalışanlarla yasal haklarını vererek yollarını ayıran otomotiv şirketleri, daha fazla beklemediler ve kadrolu işçileriyle de yol ayrımına geldiler.
YA SOKAK YA İÇ HİZMET
Geçtiğimiz haftanın son günü 8.500 çalışanının 300’ünü işten çıkarma kararını açıklayan Ford Otosan, kadrolarını koruyabilmek için taşeron firma olarak adlandırılan şirketlerle çalışmayı kesti. Daha önce taşeron firmalara yaptırılan fabrikadaki temizlik hizmetleri gibi bölümlerde değişikliğe gidildi. Artık bu tür hizmetleri Ford Otosan’ın asıl işçileri yapmaya başladı. Daha önce bantta otomobil üretimi de dahil olmak üzere ana faaliyet alanlarında görev yapan mavi yakalalılar, işsiz kalmamak için değişik hizmetlerdeki görevleri üstleniyor. Böylece fabrika ileride üreteceği yeni araçlar için kalifiye personelini elinden kaçırmamış olurken, çalışanlar da işsiz kalmıyor. Ford Otosan yetkilileri 8.500 kişilik bir tesiste üretimin yüzde 50 azaldığını buna rağmen sadece 300 kadrolu çalışan ile yollarını ayırmalarının başyarı sayılması gerektiğini belirtiyorlar. Bir Ford Otosan yetkilisi üretimin düştüğü bu kriz döneminde sözleşmeli, geçici ve taşeron çalışanlarla yollarını ayırırken, asıl özeni kadrolu çalışanlarına göstermeyi doğru bulduklarını belirtti. İşten çıkarılanlar ise firmaların kâr rekorları kırdıkları yıllarda elde ettikleri rakamları böyle dönemlerde unuttuklarını belirterek, işten çıkarmaların yaşanmaması gerektiğini dile getiriyorlar Bosch’un ise fabrikada üretimi kestiği dönemde çalışmayacak olan işçileri için kişisel gelişim kursları düzenliyor. Bosch çalışanları fabrikanın kapalı kaldığı dönemde Almanca, fotoğrafçılık gibi alanlarda düzenlenen kurslara katılacaklar.
22 Aralık 2008
07:46 |
keyifliblog |
0 fav |
0 yorum
| etiket:
bilgi
,
bilgisayar
,
foto
,
fotograf
,
haber
,
haberler
,
holywood
,
internet
,
teknoloji
,
türk
,
türkiye
,
yeni
,
yenilik
,
yıldız
70 yıllık fotoğraf makinesi markası Vivitar Türkiye pazarına girdi. Vivitar’ın Avrupa Başkanı Philippe Rausseau,
AKŞAM’a yaptığı açıklamada Türkiye pazarından umutlu olduklarını dile getirdi. ABD pazarında özellikle ünlülerin başkenti Los Angeles’ta önemli pazar payına sahip olan Vivitar, yıl sonunda Türkiye’de LCD TV de satmaya hazırlanıyor. Konuyla ilgili bilgi veren Rausseau şunları söyledi:
“Vivitar’ı 2006 yılında satın alan SyntaxBrillian LCD TV üretimine hazırlanıyor. Üretimin Çek Cumhuriyeti’nde yapılmasına karar verildi. Türkiye’de de üretimi için Profilo ile ve başka birçok üretici ile görüştük. Ancak Çek Cumhuriyeti’nde karar kılındı. Türkiye’de satılmasına ise bu yıl sonunda başlamayı düşünüyoruz. Burada kendimize en büyük güvendiğimiz konu ise müşteri memnuniyeti. Çünkü müşteriler memnun olmadığında paralarını geri alabilecekler.”
Kökeninde bir Alman markası olan Vivitar’ın bugün piyasada 12 megapiksele kadar çok çeşitli bir ürün yelpazesine sahip olduğunu belirten Rausseau, “Bugüne kadar 30’a yakın kez alınıp satılmış. Çünkü fotoğraf endüstrisi çok değişimiş. Vivitar’ın sektörde sağladığı en büyük gelişmelerden birisi, flaşı bulmuş olması. Bugün satılan her flaştan Vivitar’a telif ödeniyor. Bugün en büyük iş hacminin önemli bir bölümü ABD’den geliyor. Halen analog kameralarda hâlâ iyi bir pazar var ve yüzde 35 ciromuz bu ülkeden geliyor. Geçtiğimiz yıl dünya genelinde 180 milyon dolar ciro elde ettik” diye konuştu.
BEBELERE OYUNCAK
“Yaptığımız ürünlerde özellikle kolay kullanılabilen ürünler üretmeye gayret ediyoruz” diyen Rausseau, “Öte yandan dijital ürünler giderek ucuzluyor. Artık 100 dolarlık ürünler piyasada. Bu da yeni bir müşteri
kitlesinin ortaya çıkacağına işaret ediyor. Çünkü eskiden fotoğraf makinesi alamayanlar da artık makine alabiliyorlar” diye konuştu. Dijital oyuncak pazarının da çok büyük bir pazar haline geldiğini ve çocukların artık dijital fotoğraf makinesi, video kamera gibi ürünlere merak saldığını söyleyen Rausseau, “Biz de ortalama 30 dolarlık dijital kamera üretimine başladık. Çocuklar bunları rahatlıkla kullanabilirler. Ayrıca dijital fotoğraf gösteren ekranlar üzerine odaklanıyoruz” dedi.
Parmak hareketlerini tanıyan telefon
HTC’nin Türkiye’de pazara sunulan yeni modeli Touch Dual, 3N/HSDPA bağlantısı, kızaklı klavye ve yeni gelişmiş dokunmatik arayüzüyle dikkat çekiyor. HTC Touch’tan esinlenerek tasarlanan ve ince tasarımının yanı sıra 3G/HSDPA bağlantı olanağı ile de dikkat çeken cihaz,
kayarak açılan klavyesi ile kullanıcılara çok daha kolay mesajlaşma olanağı sunuyor. HTC Touch Dual’in satış fiyatı 749 dolar + KDV.
Havada cep ilk Emirates’te
Dubaİ merkezli havayolu şirketi Emirates uçuşlarında artık cep telefonu kullanılabilecek. Böylece Emirates, uçuşlarında cep telefonu kullanılabilen ilk özel hava yolu şirketi olacak. İlk uçuşun ise
Dubai ve Kazablanka arasında yapılması planlanıyor. Sistem cep telefonu dalgalarının uçağın elektronik sistemini etkilemesini engelliyor. Emirates tüm uçaklarında bu sistemi uygulamayı düşünüyor. Yıl sonuna doğru BlackBerry de kullanılabilecek.
Sony’de PS3 operasyonu
Sony, Format savaşını kazanmasının ardından, PS3’e ekleyeceği yeni bir yazılımla konsolunu daha cazip bir oynatıcı haline getirmeye karar verdi. Yüksek yoğunluklu format savaşının sona ermesiyle birlikte piyasaya Çinli ucuz Blu-ray oynatıcıların fırlamasının karşısında Sony, en ekonomik Blu-ray oynatıcı olma unvanını piyasaya çıktığı günden beri koruyan PS3’ün bu sıfatı kaybetmesine göz yummadı ve kalplerde başka bir yere sahip oyun makinesini cazip hale getirecek bir planı uygulamaya koydu. PS3’ün piyasaya yeni sunacağı firma yazılımı (firmware) güncellemesi ile PS3 dışında hiçbir Blu-ray oynatıcıda bulunmayan özellikler hayata geçirilmeye başlanıyor.
TGAR’da, mart fırsatları sürüyor
Teknolojİ marketi TGAR’ın mart ayı kampanyası sürüyor. Nakit alışverişlerde geçerli olacak olan Şubat sonu kampanyasındaki ürünlerden bazıları ise; PRO200 B130 749 YTL yerine, 599 YTL’ye, Microsoft lifecam VX1000 48 ytl yerine, 19,99 YTL’ye, JWIN SPS 602 ses sistemleri 37 YTL yerine 9,99 YTL’ye alınabiliyor. TGAR, yakında “Çengelköy, Haznedar, Tekirdağ” şubelerini de açacak.
Evrim Ergin - Akşam
22 Aralık 2008
07:41 |
keyifliblog |
0 fav |
0 yorum
| etiket:
beslenme
,
doktor
,
haber
,
haberler
,
insan
,
kanser
,
kür
,
meyve
,
sağlık
,
sebze
,
tedavi
,
yaşam Kanserden korunmak için besinleri ilaç gibi kullanmak doğru değilmiş. Antalya’daki sempozyumda, mucize diye sunulan yeşil çay, soya, domates, brokoli gibi birçok sebze ve meyvenin kanserden koruduğuna dair veriler yetersiz çıktı. Besinlerle kanserin önüne geçmek, ‘boş umut satıcısı’ denildi
Türkan YILMAZER
Hacettepe Üniversitesi’nden Medikal Onkolog Prof. Dr. İsmail Çelik, soya, domates, brokoli, yeşil çayın kanseri koruyucu etkisinin olmadığını açıkladı. Antalya’da yapılan 2. Prevantif Onkoloji Sempozyumu’nda kanserden korunma hakkında doğru bilinen birçok yanlışa açıklık getirildi. Bazı ‘favori’ besinlerin kanserden koruyucu etkisinin olduğuna dair bilgilerin yanlış olduğuna dikkat çekildi.
Prof. Dr. İsmail Çelik, kanserin önlenebilir bir hastalık olduğuna, ancak besinlerle bunun önüne geçilemeyeceğine dikkat çekerek, bunu yapanların ‘boş umut satıcıları’ olduğunu söyledi. Prof. Çelik, “Birçok besin ilaç gibi öneriliyor. Brokoliden domatese, soyadan cevize kadar. Ancak bunların kanserden koruduklarına dair bilim adamlarının elinde bir veri yok. Bu meyve ve sebzelerin yararsız olduğu anlamına gelmez. Yararlıdırlar ancak kanserden koruduğuna ilişkin elimizde veri yok” diye konuştu.
HAVUCUN FAZLASI ZARAR
Prof. Çelik, bazı meyve ve sebzelerin bilinçsiz tüketilmesinin yarardan çok zarar getirdiğine örnek verdi: “Soya fasulyesi, havuç gibi gıdaların çok tüketilmesi, bağışıklık sistemini kuvvetlendirmek yerine meme, endometrium ve akciğer gibi bazı kanser türlerinin gelişmesine de sebep olabilmektedir.”
ESKİ REÇETELER
Kanser önleme ve kontrol alanında ABD’nin önde gelen bilim adamlarından Prof. Dr. Frank Meyskens, Amerikan İlaç ve Gıda Dairesi (FDA) tarafından sonuçlandırılarak rafa kaldırılan birçok araştırmanın başka ülkelerde yeniden ve umut verici bir şekilde sunulduğunu, bunun doğru olmadığını belirtti.
Yiyecek maddelerinin tek tek ele alınarak kanserden korunma etkisinin öne çıkarılmasının yanlış ve tehlikeli olduğunu belirten Prof. Meyskens, “Bu bitkilerin yan etkileri de olabilir. Bilim kanserden korumak için uğraşıyor ancak bunun kanıta dayalı tıp ile birlikte ele alınması gerekir” diye konuştu. Chao Kanser Merkezi direktörlüğünü ve California Invine Sağlık Bilimleri Üniversitesi’nde rektör yardımcılığı görevini yürüten Tıp ve Biyolojik Kimya Profesörü Frank Meyskens’e, Amerikan Kanser Araştırma Birliği tarafından bu yıl “Kanser Önleme Araştırmasında Üstün Başarı” ödülü verildi.
Kanser hakkında yalanlar
Cevizin kansere iyi geldiği yönündeki bilgiler her zaman geçerli değildir.
Hiçbir bitki karışımı takviyesinin, bilimsel olarak kanserden koruyucu etkisi saptanmamıştır.
Kanser hastalarına bolca soya ürünü tüketilmesi yönündeki tavsiyeler doğru değildir. Soyanın içindeki östrojen hormonuna benzer etkideki maddeler, yüksek dozda alındığında östrojene bağlı gelişebilen meme ve endometrium (yumurtalık ve rahim) kanserlerine yol açabilir.
Havuçta bulunan beta-karoten maddesinin fazla alınması, sigara bağımlılarında akciğer kanseri riskini arttırabilir.
Antioksidan özelliği olan domates, brokoli ve lahana gibi gıdaların tüketilmesinin kanserden koruduğuna dair veriler yeterli değildir.
Aspartam ve sakarin gibi yapay tatlandırıcıların kansere neden olduğu bilgisi ispatlanmamıştır.
Kahve tüketiminin kansere neden olduğu ve yeşil çayın kanserden koruduğuna dair bilimsel bir bulgu yoktur.
Hazır gıdalardaki katkı maddelerinin, uygun oranlarda kaldığı takdirde kanser yapıcı etkisi mevcut değildir.
akşam