| | Create free blog ( Türkçe , Deutsch , Español )

HABERGÜN

4 "beslenme" etiketi kullanan gönderi "beslenme" etiketi kullanan diğer içerikler resimler , videolar

Besinler kansere çare mi değil mi?

Kanserden korunmak için besinleri ilaç gibi kullanmak doğru değilmiş. Antalya’daki sempozyumda, mucize diye sunulan yeşil çay, soya, domates, brokoli gibi birçok sebze ve meyvenin kanserden koruduğuna dair veriler yetersiz çıktı. Besinlerle kanserin önüne geçmek, ‘boş umut satıcısı’ denildi

Türkan YILMAZER

Hacettepe Üniversitesi’nden Medikal Onkolog Prof. Dr. İsmail Çelik, soya, domates, brokoli, yeşil çayın kanseri koruyucu etkisinin olmadığını açıkladı. Antalya’da yapılan 2. Prevantif Onkoloji Sempozyumu’nda kanserden korunma hakkında doğru bilinen birçok yanlışa açıklık getirildi. Bazı ‘favori’ besinlerin kanserden koruyucu etkisinin olduğuna dair bilgilerin yanlış olduğuna dikkat çekildi.

Prof. Dr. İsmail Çelik, kanserin önlenebilir bir hastalık olduğuna, ancak besinlerle bunun önüne geçilemeyeceğine dikkat çekerek, bunu yapanların ‘boş umut satıcıları’ olduğunu söyledi. Prof. Çelik, “Birçok besin ilaç gibi öneriliyor. Brokoliden domatese, soyadan cevize kadar. Ancak bunların kanserden koruduklarına dair bilim adamlarının elinde bir veri yok. Bu meyve ve sebzelerin yararsız olduğu anlamına gelmez. Yararlıdırlar ancak kanserden koruduğuna ilişkin elimizde veri yok” diye konuştu.

HAVUCUN FAZLASI ZARAR

Prof. Çelik, bazı meyve ve sebzelerin bilinçsiz tüketilmesinin yarardan çok zarar getirdiğine örnek verdi: “Soya fasulyesi, havuç gibi gıdaların çok tüketilmesi, bağışıklık sistemini kuvvetlendirmek yerine meme, endometrium ve akciğer gibi bazı kanser türlerinin gelişmesine de sebep olabilmektedir.”

ESKİ REÇETELER

Kanser önleme ve kontrol alanında ABD’nin önde gelen bilim adamlarından Prof. Dr. Frank Meyskens, Amerikan İlaç ve Gıda Dairesi (FDA) tarafından sonuçlandırılarak rafa kaldırılan birçok araştırmanın başka ülkelerde yeniden ve umut verici bir şekilde sunulduğunu, bunun doğru olmadığını belirtti.

Yiyecek maddelerinin tek tek ele alınarak kanserden korunma etkisinin öne çıkarılmasının yanlış ve tehlikeli olduğunu belirten Prof. Meyskens, “Bu bitkilerin yan etkileri de olabilir. Bilim kanserden korumak için uğraşıyor ancak bunun kanıta dayalı tıp ile birlikte ele alınması gerekir” diye konuştu. Chao Kanser Merkezi direktörlüğünü ve California Invine Sağlık Bilimleri Üniversitesi’nde rektör yardımcılığı görevini yürüten Tıp ve Biyolojik Kimya Profesörü Frank Meyskens’e, Amerikan Kanser Araştırma Birliği tarafından bu yıl “Kanser Önleme Araştırmasında Üstün Başarı” ödülü verildi.

Kanser hakkında yalanlar

  • Cevizin kansere iyi geldiği yönündeki bilgiler her zaman geçerli değildir.

  • Hiçbir bitki karışımı takviyesinin, bilimsel olarak kanserden koruyucu etkisi saptanmamıştır.

  • Kanser hastalarına bolca soya ürünü tüketilmesi yönündeki tavsiyeler doğru değildir. Soyanın içindeki östrojen hormonuna benzer etkideki maddeler, yüksek dozda alındığında östrojene bağlı gelişebilen meme ve endometrium (yumurtalık ve rahim) kanserlerine yol açabilir.

  • Havuçta bulunan beta-karoten maddesinin fazla alınması, sigara bağımlılarında akciğer kanseri riskini arttırabilir.

  • Antioksidan özelliği olan domates, brokoli ve lahana gibi gıdaların tüketilmesinin kanserden koruduğuna dair veriler yeterli değildir.

  • Aspartam ve sakarin gibi yapay tatlandırıcıların kansere neden olduğu bilgisi ispatlanmamıştır.

  • Kahve tüketiminin kansere neden olduğu ve yeşil çayın kanserden koruduğuna dair bilimsel bir bulgu yoktur.

  • Hazır gıdalardaki katkı maddelerinin, uygun oranlarda kaldığı takdirde kanser yapıcı etkisi mevcut değildir.
  • akşam
  • Kadınlar neden daha uzun yaşar?

    Tüm dünyada - istisnasız - kadınlar erkeklerden daha uzun yaşıyor. Kadınların lehine olan bu farklılık Hindistan'da 1 yıl, Çin'de 4 yıl, ABD'de 7 yıl, Türkiye'de 6-8 yıl, Rusya'da 12 yıldır. İşte muhtemel açıklamalar!

    Kadınlar sağlıklarına daha düşkünler ve sağlık sorunlarına karşı daha duyarlılar. Doktorlarına daha sık ve daha erken başvururlar, sağlık kontrollerini daha düzenli yaptırırlar. Önerilere de  dikkatle uyarlar.

    Daha az sigara, alkol, kahve ve bağımlılık yapan maddeler kullanırlar. 

    İşyeri ve çevresel kirlenmelere yol açan toksinlerle  daha az temas ederler.

    Trafik kazaları, işyeri kazaları, intihar ve cinayet gibi beklenmedik sebeplerle ölümler kadınlarda daha düşüktür.

    Daha iyi ve daha dengeli beslenirler. 

    Aile ilişkilerine yüksek düzeyde bağlılık ve önemseme, aileye ve topluma aidiyette duygusal samimiyet, dostluk, arkadaşlık, komşuluk duygusu gibi iyilik hali veren ruhsal yapılanmalar kadınlarda daha yüksektir. Dini duygular ve düşsel bağlar daha gelişmiş seviyededir. 

    Çok eşlilik eğilimi ve heteroseksüel ilişkiler kadınlarda daha az, seksüel yolla bulaşan hastalıklara yakalanma oranı daha düşüktür.

    Kolesterol yüksekliği ve damar sertliği sorunu erkeklere oranla daha azdır. Kalp ve damar hastalıklarının sıklığı daha düşüktür.

    Sonuç: Kadınlar sağlıklı yaşamın bedensel ve ruhsal kurallarına daha uyumlular. İkinci zarlarını daha doğru atıyorlar ve daha uzun yaşıyorlar.

    ANEMİ: SESSİZ TEHDİT

    Kansızlık (anemi), kırmızı kan hücreleri tarafından dokulara getirilen oksijen miktarında azalma nedeniyle oluşur. Anemi, bir kişi normalden daha az kırmızı kan hücrelerine veya kırmızı kan hücrelerindeki oksijen taşıyıcı protein olan hemoglobine yeterinden düşük düzeyde sahip olduğunda meydana gelebilir. Kırmızı kan hücreleri veya hemoglobin eksikliği kanamadan veya ara sıra da diyetteki demir, folik asid ya da B-12 vitamini yetersizliğinden kaynaklanabilir. Demir, folik asid ve B-12 vitamini kan hücrelerinin normal büyümesi için gereklidir.

    Şiddetli aneminin temel nedeni olan tekrarlayan kanama iç organlarda bir polip ya da tümör gibi anormal yeni doku büyümelerinden, ülserden veya hemoroidden kaynaklanmaktadır. İç kanama ayrıca, sürekli aspirin, ibouprofen veya diğer streoid olmayan iltihaplanma karşıtı ilaçların kullanımının sonucu da oluşabilir. Ayrıca yetersiz beslenme sonucu ihtiyacın daha altında demir, folik asid ve B-12 vitamini alınması  anemi ile sonuçlanır. Belirtilen besin maddelerinin yetersiz emilmesi veya genetik bazı sorunlarla da aneminiz oluşabilir. 

    Anemiyi teşhis etmek için, doktorunuz kırmızı kan hücreleri seviyesini ölçmek için basit bir kan testi yapacaktır. Doktorunuz ayrıca, demir ve diğer takviyelere ihtiyaç duyup duymadığınızı ölçmek için kanınızdaki demir; B-12 ve folik asid oranını ölçebilir.

    Eğer kan testi, kırmızı kan hücre seviyenizin az olduğunu gösterirse, doktorunuz size bir demir, folik asid veya B-12 vitamini takviyesi yazacaktır. Diyetinizdeki demir alımını demir açısından zengin besinler yiyerek yükseltebilirsiniz ancak anemiyi sadece diyetle tedavi etmek zordur. Aneminin, iç organlardaki kanama gibi diğer nedenleri için tedavi sebeplere dayanmaktadır. Anemiyi asla tek başınıza demir takviyeleri, folik asid veya B-12 vitamini alarak tedavi etmeye çalışmamalısınız. Bir uzman desteği almanızda yarar var.

    BESLENME, KADIN SAĞLIĞININ  BELİRLEYİCİSİDİR

    Kadınların yaş grupları, bedensel aktivite düzeyi, metabolizma hızı ve hastalık risklerine bağlı olarak ne gibi besin unsurlarını tüketmelerinin uygun olacağını inceleyen pek çok araştırma yapılmaktadır. Eğer beslenme tarzınızı ve besin seçimlerinizi özellikle yaşınıza göre akılcı seçimlerle çeşitlendiremezseniz demir eksikiliği kansızlığından, kemik kırılganlığı artışına (osteoporoz) kadar pek çok sorunla karşılaşmanız kaçınılmazdır. Belirli yaş grubundaki kadınların hangi besin unsuruna öncelik vermeleri gerektiğini merak ediyor musunuz?

    11-13 yaş grubundaki genç kızların beslenmelerinde öncelik süt ve süt ürünlerindedir. Ergenliğin bu erken dönemlerinde yeterli miktarda kalsiyumun besinlerle alınması, yaşamın daha sonraki dönemlerindeki sağlıklı kemiklerin temelidir. Kalsiyumun  ve temel amino asitlerden zengin, biyolojik değeri yüksek proteinin güvenilir kaynakları olan yağı azaltılmış süt, peynir ve yoğurt bu yaş grubundaki genç kızların en önemli besinidir.  Süt yerine şekerli meşrubatları veya hazır meyve konsantrelerini kullanmamalısınız. Kalsiyumla zenginleştirilmiş taze meyve suları, ıspanak, biber, brokoli gibi kalsiyum zengini yeşil sebzeleri bu yaş grubu çocuklarınızın beslenmesine mutlaka dahil etmelisiniz.

     

    Gençleştiren 10 öneri

    Sağlıklı ve zamana karşı duran bir cilt için en etkili yol, doğru gıdaları doğru miktarda ve doğru zamanda almak.

    c Kozmetik sanayiinin cilt gençleştirici dev buluşlara imza attığı günümüzde, henüz yanlış beslenmenin ciltteki hasarını tamamen giderecek sihirli bir formül yok. Ancak sağlıklı ve zamana karşı duran bir cilt için en etkili yol, doğru gıdaları doğru miktarda ve doğru zamanda almak

    1. YOĞURT YİYİN
    Haftada 3 kez 1 su bardağı az yağlı yoğurt ve 1 yemek kaşığı zeytinyağı tüketin. Yoğurdu kahvaltıda veya yemek aralarındaki öğünlerde yiyebilirsiniz. Evde yapacağınız yoğurt da sizi bu konuda motive edecektir.

    2. SU İÇİN
    Her gün 8-10 bardak su için. Su yerine yeşil çay (günde 2-3 fincan), kuşburnu çayı da tüketebilirsiniz. Ancak unutmayın suyun yerini hiçbir sıvı tutamaz. O nedenle günlük su miktarına dikkat etmenizi öneririm. Unutmayın, su sağlıktır, sağlık sudur.

    3. KAHVEYİ SINIRLANDIRIN
    Kahveyi günde 1-2 fincanla sınırlayın. Kafeinsiz olanları tercih edin. Aşırı kahve tüketiminin cildiniz için olumsuz sonuçlar doğuracağını unutmayın. Kahve yerine bitki çaylarıyla tanışın. Üstelik çok fazla seçenek var.

    4. UZUN SÜRE AÇ KALMAYIN
    Kan şekeri düzeyinizi sabit tutmak için, 
    3-4 saatten fazla aç durmayın. Kanda insülin dalgalanmaları damar sistemini bu da cildinizi yıpratır.

    5. YAĞI AZALTIN
    Yemekleri pişirirken gereksiz yağ ilave etmeyin. Margarin ve hayvansal yağ kullanmayın. Unutmayın yağ, yemekler dışında tükettiğimiz pek çok gıdada ( süt ürünleri gibi) zaten var.

    6. BİTKİSEL PROTEİN TÜKETİN
    Bitkisel proteinleri, karbonhidratları (meyve veya sebzeleri), zeytinyağından veya taze kabuklu yemişlerden gelen esansiyel yağ asitlerini her öğünde tüketin.
    Tüketeceğiniz bu yararlı bitkisel yağlar cildinize sağlıklı bir görünüm kazandıracaktar.

    7. KALORİYİ AZALTIN
    Kalorinizi yağsız proteinler ve karbonhidratlardan alın. Yağı azaltın, toplam  kalori tüketimini sınırlandırın ve güne yayarak tüketin. Boş kalori almak yerine doğru seçimler ve besinlerle çok vitamin çok anti oksidan alın.

    8. SEBZE TÜKETİN
    Kadınlar her gün 10 köfte kadar yağsız protein,
    2 porsiyon meyve ve (1 elma veya armut, 1,5 su bardağı çilek veya 1 su bardağı doğranmış meyve) en az 4 porsiyon sebze tüketmelidir.

    9. SIK KİLO ALIP VERMEYİN
    Aşırı kalori tüketmeyin. Kilo alıp vermeyin. Beslenme yanlışlarının kalçalarınızdan önce cildinizden anlaşıldığını unutmayın.
    Unutmayın sık kilo alıp vermek hem psikolojinizi hep de cildinizi bozacaktır.

    10. KİNETİN İÇEREN NEMLENDİRİCİ KULLANIN
    Elbette doğru beslenmenin   yanı sıra cildinize uygun kaliteli, mineral ve kinetin içeren nemlendirici ya da bakım ürünlerinden kullanmayı da ihmal etmeyin. İçeriden ve dışarıdan yapacağınız doğru destekler sizi daha mutlu kılacaktır.

    Hayat bir enerjidir

    Hayat bir enerjidir

    Ekonomik krizin ruh sağlığında oluşturabileceği tahribatlar yavaş yavaş fark edilmeye başladı.

    Krizin bütün şiddetiyle hissedildiği Amerika ve Avrupa'nın birçok ülkesinde ruh sağlığı bozulanların sayısının arttığı, depresyon, anksiyete ve panik bozukluk gibi ruh hastalıklarının yoğunlaştığı belirtiliyor. Bu biraz da beklenen bir gelişme. İşini, parasını, evini, sosyal statüsünü (yani önem verdiği birçok şeyi) birden bire kaybeden her insanın bazı ruhsal tatsızlıklar yaşaması mümkün. Bugün eski bir yazımızı gözden geçirip yeniden yayınlamaya karar verdik. Umarız önümüzdeki zorlu günleri atlatmanıza yardımcı olabilecek yaklaşımlar edinirsiniz.

    RUHUNUZU AYDINLATIN

    Yorgunluğunuz, durgunluğunuz, bitkinlik, halsizlik ve isteksizliğinizin, uyku bölünmeleri, çarpıntılar ve yürek sıkışmalarınızın, sırt-bel-boyun-göğüs ağrılarınız, kaşıntı ve egzamalarınızın kaynağını yalnız bedeninizdeki bozukluklarda değil ruhsal elektriğinizdeki kontak atmalarında da aramalısınız. Vücudunuz yetenekli bir enerji dönüşüm merkezidir. Taşıdığınız trilyonlarca hücre besinlerle aldığınız gücü enerjiye çevrilebilen organcıklarda donatılmıştır. Yiyecek ve içeceklerle aldığınız bu gücü iyi kullanılabilirseniz onları enerjiye çeviren süreçler de müthiş bir düzen içinde tıkır tıkır işler.

    Bu süreçleri etkileyen pek çok faktör var: Yaşınız, cinsiyetiniz, hormonal metabolik yetenekleriniz, genetik mirasınız ve kişisel sağlık hikáyeniz bunlardan bazıları.

    Hayat bir enerjidir. İhtiyacı olan enerjiyi beden ve ruhun o müthiş işbirliğinden alır.

    Yürümek, koşmak, konuşmak, duymak, uyumak, gülmek, kızmak, yazmak gibi hayata ilişkin her şey bu enerjiyi kullanır. Ne vücudunuzun bol bol enerji üretmesi, ne aşırı kalori yüklenmesi ve ne de avuç avuç yuttuğunuz vitamin hapları kendinizi canlı ve güçlü hissetmenize yetmez. "Enerji ve canlılık hissi" arasındaki ilişkiyi sadece kaloriler veya vitaminler belirlemez.

    Canlılık hissinde, biraz ruh sağlığının ve biraz da duygusallığın ama ille de ruh-beden bütünlüğünün yeri olması gerekir.

    Hayat sonsuz bir enerjidir. Bu enerjiyi sürekli olarak üretmek, ama üretirken tükenmemek, bedeni ve ruhu kirletmemek ve ruh-beden ilişkisini iyi yönetmek gerekiyor. Marifet hayatı uzatmakta değil, hayatı mutlu kılmaktadır. Ona yeni ve farklı hayatlar ekleyip ritmini ve hızını bozmamaktadır.

    Genç kalmak, yaşadığıyla övünmek, istediğinde başını alıp gidebilmek, istediğinde kaldığı yerden ya da sil baştan başlayabilmektir. Hayat, ona taraf olmak ve onu ıskalamamaktır. Hayatın içinde kalmak, her yaşta ve her sabah yeniden başlamaktır...

    Coşkuya önem verin

    Enerjik ve canlı kalmayı, eskilerin deyişi ile "taş gibi" biri olmayı istiyorsanız, hayatın gücünü sadece yedikleriniz, içtiklerinizde aramayın. "Hayat çorbası"nın içine her sabah birer tutam huzur, coşku, sevinç ve birer parmak keyif, heyecan ve ümidi mutlaka katmaya bakın!

    Hayat enerjisinin sadece yedikleriniz, içtiklerinizde gizil olmadığının farkına varın. Sağlığın "bedensel, ruhsal ve sosyal tam bir iyilik hali" olduğunu unutmayın.

    Yorgunluğunuz, durgunluğunuz, bitkinlik, halsizlik ve isteksizliğinizin, uyku bölünmeleri, çarpıntılar ve yürek sıkışmalarınızın, sırt-bel-boyun-göğüs ağrıları, kaşıntı ve egzamanızın kaynağını yalnız bedeninizde değil ruhsal elektriğinizdeki kontak atmalarında da aramalısınız.

    Bu sorunların ardında bedensel değil ruhsal sorunlar yatıyor. Biraz korku, endişe, üzüntü veya güvensizlik zaten dolu olan tabancayı daha kolay patlatıyor.

    Aceleci olmayın

    Yavaşlayın. Sağlıklı bir ruh, geleceğe bedeni ile yan yana birlikte yürüyen, ona gecede gündüzde, korkuda, güvende, tasada ve sevgide eşlik edendir.

    Ruhunuzu bedeninizden ayırmayın, onu korkutup yormayın, yalnız bırakmayın.

    Bugünden itibaren hayata yavaşlayarak başlayın.

    Ruhunuzu hayatın doğal hızına, olağan ritmine bırakın. Yemenizi içmenizi, áşık olup sevmenizi, yürümenizi, düşüncelerinizi fırsat buldukça, mümkün oldukça yavaşlatın.

    Acele etmek için çok da aceleci davranmayın.

    Beden ve ruhunuza baş başa kalmaları, konuşup anlaşmaları için zaman bırakın.

    Daha yavaş yemeye, dinlenmeye, konuşmaya kısacası hayatı daha çok paylaşmaya bakın.

    Eğer hayata daha çok değmek, huzur, keşif, neşe eklemek, hayatı geçmemek istiyorsanız birinci adımın "yavaşlamak" olduğunu unutmayın.

    Daha çok sevin gerekirse boyun eğin

    Daha çok hayat enerjisi üretmenin kolay bir yolu da daha çok sevmek, daha çok hoş görmektir. Ama sınırsız ve karşılıksız sevmektir. Çünkü sevgi oktanı en yüksek, fiyatı en ucuz yakıttır.

    Bagajınıza daha çok sevgi yükleyin.

    Gerektiğinde tabii ki direnmelisiniz. Ama uzun süreli dirençlerin, beyhude karşı gelmelerin, uzamış streslerin adrenalin, kortizon ve ensülin gibi fazlası can yakan hormonları artırdığını bilmelisiniz. Bu nedenle bazen direnmeyin. Olup biteni kabul edin. Bu tür kabulleri yenilgi zannetmeyin.

    Biraz şans, kader, kısmet ve biraz da ilahi takdir hayatın içinde mutlaka vardır, hep olacaktır. Böyle durumlarda manevi güçlerden veya bilge insanların söylediklerinden yararlanın.

    Bakın Nehru ne diyor: "Hayat iskambil oyununa benzer. Elinize gelen kartlar gerçekliği temsil eder. O kartlarla oyunu nasıl oynadığınız ise özgür iradenizi..."

    Elinize iyi kartlar gelmediğinde, mevcut kartlarla yetinin. Bekleyin, kabul edin, "Bu da geçer" deyin.

    Yanlış rakamları düzeltelim

    3 Kasım pazartesi yayınlanan hipertansiyon ile ilgili yazımızda yılda 1 veya 2 kez kan basıncınızı ölçtürmenizi, günde 2 ile 4 porsiyon yağsız veya az yağlı süt ürünü yemenizi önermiştik. Aradaki (çizgi) işaretleri çıkmayınca tansiyonunuzu yılda 12 kez ölçtürmeniz ve günde 24 kez (!) süt ürünü yemeniz gibi bir yanlışlık ortaya çıkmış. Düzeltir özür dileriz.

    Kızıp sinirlenmeyin

    Kızmayın, sinirlenmeyin. Her şey, her zaman daha önce hesaplanan, ölçülüp biçilenden ve şimdiki halinden farklı boyutlar kazanabilir.

    Bazen çevrenizde sizi üzen, bunaltan şeyler yoğunlaşabilir. Bunları "çevresel kirlenme" gibi algılayın, kızmayın, alınmayın. Huzurlu olmak, içe dönük yaşamada daha önceden örgütlü olmaktır. Kafa karışıklığı, güçlük, çatışma ve karşıtlıklar hayatın içinde hep vardır, hep olacaktır. "Marifet, bu durumlarda da sinirlenmemek, ve iç sükûneti korumaktır" diyor Vincent Peale.

    Belirtiler sizde de var mı

    Gece zor uykuya dalıyorum ve sürekli uyanıyorum. Uyandıkça da buzdolabına saldırıyorum ve ne varsa yiyorum. Ne yapmalıyım?

    Gece yeme sendromu kalori alımını ciddi derecede artıran ve birçok nedeni olabilen bir yeme bozukluğudur. Hormonal ve psikolojik sorunlar da bu durumun ortaya çıkmasına neden olabilir. Eğer;

    - Günlük besin alımının yüzde 50'sini ve fazlasını akşam yemekten sonra tüketiyorsanız

    - Sabah aç uyanmıyorsanız

    - Uyku sorunlarınız var ise

    - Gece uyandığınızda bir şeyler tüketiyorsanız

    - Tatlı ihtiyacınız artıyorsa

    - Çok hızlı ve çok fazla besin tüketebiliyorsanız

    Mutlaka bir doktora başvurmalısınız.

    Diyetler sizi aceleye getirmesin

    Kalça ve bel bölgemde fazlalıklar var, yaza kadar hızlı bir şekilde bunlardan kurtulmak istiyorum. Ne yapabilirim?

    Kıyafet modası gibi hızlı kilo verdiren diyet modasının rüzgár gibi estiği şu günlerde sağlıklı ve doğru zayıflama kurallarını bir kez daha hatırlatalım:

    - Zayıflama diyetleri kilo vermeye ve kaybedilen kiloları geri almamaya yöneliktir.

    - Sadece tek bir besin (örn. greyfurt suyu) veya tek bir yemek (örn. lahana çorbası) seçerek zayıflama diyeti uygulamayınız.

    - Hap veya yosun şeklinde kullanılan ürünlerle zayıflamak beslenme alışkanlıklarınızı ve sağlığınızı bozar.

    - Sağlıklı zayıflamak istiyorsanız diyetiniz enerji ve besin öğeleri yönünden yeterli, dengeli ve çeşitli olmalıdır.

    - Diyetlerinizin mutlaka bir diyetisyen tarafından hazırlanmış veya önerilmiş olmasına dikkat edin.

    - Diyet; kişinin ağız tadını bozmayacak şekilde, sosyo-ekonomik durumuna uygun, yaşam tarzına adapte edilmiş şekilde, esnek olmalıdır. Adını bile duymadığınız yiyecekleri yemek zorunda kalmak hızlı zayıflamak anlamına gelmez.

     

    Prof. Dr. Osman MÜFTÜOĞLU