| | Create free blog ( Türkçe , Deutsch , Español )

HABERGÜN

4 "fon" etiketi kullanan gönderi "fon" etiketi kullanan diğer içerikler resimler , videolar

Gençleştiren 10 öneri

Sağlıklı ve zamana karşı duran bir cilt için en etkili yol, doğru gıdaları doğru miktarda ve doğru zamanda almak.

c Kozmetik sanayiinin cilt gençleştirici dev buluşlara imza attığı günümüzde, henüz yanlış beslenmenin ciltteki hasarını tamamen giderecek sihirli bir formül yok. Ancak sağlıklı ve zamana karşı duran bir cilt için en etkili yol, doğru gıdaları doğru miktarda ve doğru zamanda almak

1. YOĞURT YİYİN
Haftada 3 kez 1 su bardağı az yağlı yoğurt ve 1 yemek kaşığı zeytinyağı tüketin. Yoğurdu kahvaltıda veya yemek aralarındaki öğünlerde yiyebilirsiniz. Evde yapacağınız yoğurt da sizi bu konuda motive edecektir.

2. SU İÇİN
Her gün 8-10 bardak su için. Su yerine yeşil çay (günde 2-3 fincan), kuşburnu çayı da tüketebilirsiniz. Ancak unutmayın suyun yerini hiçbir sıvı tutamaz. O nedenle günlük su miktarına dikkat etmenizi öneririm. Unutmayın, su sağlıktır, sağlık sudur.

3. KAHVEYİ SINIRLANDIRIN
Kahveyi günde 1-2 fincanla sınırlayın. Kafeinsiz olanları tercih edin. Aşırı kahve tüketiminin cildiniz için olumsuz sonuçlar doğuracağını unutmayın. Kahve yerine bitki çaylarıyla tanışın. Üstelik çok fazla seçenek var.

4. UZUN SÜRE AÇ KALMAYIN
Kan şekeri düzeyinizi sabit tutmak için, 
3-4 saatten fazla aç durmayın. Kanda insülin dalgalanmaları damar sistemini bu da cildinizi yıpratır.

5. YAĞI AZALTIN
Yemekleri pişirirken gereksiz yağ ilave etmeyin. Margarin ve hayvansal yağ kullanmayın. Unutmayın yağ, yemekler dışında tükettiğimiz pek çok gıdada ( süt ürünleri gibi) zaten var.

6. BİTKİSEL PROTEİN TÜKETİN
Bitkisel proteinleri, karbonhidratları (meyve veya sebzeleri), zeytinyağından veya taze kabuklu yemişlerden gelen esansiyel yağ asitlerini her öğünde tüketin.
Tüketeceğiniz bu yararlı bitkisel yağlar cildinize sağlıklı bir görünüm kazandıracaktar.

7. KALORİYİ AZALTIN
Kalorinizi yağsız proteinler ve karbonhidratlardan alın. Yağı azaltın, toplam  kalori tüketimini sınırlandırın ve güne yayarak tüketin. Boş kalori almak yerine doğru seçimler ve besinlerle çok vitamin çok anti oksidan alın.

8. SEBZE TÜKETİN
Kadınlar her gün 10 köfte kadar yağsız protein,
2 porsiyon meyve ve (1 elma veya armut, 1,5 su bardağı çilek veya 1 su bardağı doğranmış meyve) en az 4 porsiyon sebze tüketmelidir.

9. SIK KİLO ALIP VERMEYİN
Aşırı kalori tüketmeyin. Kilo alıp vermeyin. Beslenme yanlışlarının kalçalarınızdan önce cildinizden anlaşıldığını unutmayın.
Unutmayın sık kilo alıp vermek hem psikolojinizi hep de cildinizi bozacaktır.

10. KİNETİN İÇEREN NEMLENDİRİCİ KULLANIN
Elbette doğru beslenmenin   yanı sıra cildinize uygun kaliteli, mineral ve kinetin içeren nemlendirici ya da bakım ürünlerinden kullanmayı da ihmal etmeyin. İçeriden ve dışarıdan yapacağınız doğru destekler sizi daha mutlu kılacaktır.

Hayat bir enerjidir

Hayat bir enerjidir

Ekonomik krizin ruh sağlığında oluşturabileceği tahribatlar yavaş yavaş fark edilmeye başladı.

Krizin bütün şiddetiyle hissedildiği Amerika ve Avrupa'nın birçok ülkesinde ruh sağlığı bozulanların sayısının arttığı, depresyon, anksiyete ve panik bozukluk gibi ruh hastalıklarının yoğunlaştığı belirtiliyor. Bu biraz da beklenen bir gelişme. İşini, parasını, evini, sosyal statüsünü (yani önem verdiği birçok şeyi) birden bire kaybeden her insanın bazı ruhsal tatsızlıklar yaşaması mümkün. Bugün eski bir yazımızı gözden geçirip yeniden yayınlamaya karar verdik. Umarız önümüzdeki zorlu günleri atlatmanıza yardımcı olabilecek yaklaşımlar edinirsiniz.

RUHUNUZU AYDINLATIN

Yorgunluğunuz, durgunluğunuz, bitkinlik, halsizlik ve isteksizliğinizin, uyku bölünmeleri, çarpıntılar ve yürek sıkışmalarınızın, sırt-bel-boyun-göğüs ağrılarınız, kaşıntı ve egzamalarınızın kaynağını yalnız bedeninizdeki bozukluklarda değil ruhsal elektriğinizdeki kontak atmalarında da aramalısınız. Vücudunuz yetenekli bir enerji dönüşüm merkezidir. Taşıdığınız trilyonlarca hücre besinlerle aldığınız gücü enerjiye çevrilebilen organcıklarda donatılmıştır. Yiyecek ve içeceklerle aldığınız bu gücü iyi kullanılabilirseniz onları enerjiye çeviren süreçler de müthiş bir düzen içinde tıkır tıkır işler.

Bu süreçleri etkileyen pek çok faktör var: Yaşınız, cinsiyetiniz, hormonal metabolik yetenekleriniz, genetik mirasınız ve kişisel sağlık hikáyeniz bunlardan bazıları.

Hayat bir enerjidir. İhtiyacı olan enerjiyi beden ve ruhun o müthiş işbirliğinden alır.

Yürümek, koşmak, konuşmak, duymak, uyumak, gülmek, kızmak, yazmak gibi hayata ilişkin her şey bu enerjiyi kullanır. Ne vücudunuzun bol bol enerji üretmesi, ne aşırı kalori yüklenmesi ve ne de avuç avuç yuttuğunuz vitamin hapları kendinizi canlı ve güçlü hissetmenize yetmez. "Enerji ve canlılık hissi" arasındaki ilişkiyi sadece kaloriler veya vitaminler belirlemez.

Canlılık hissinde, biraz ruh sağlığının ve biraz da duygusallığın ama ille de ruh-beden bütünlüğünün yeri olması gerekir.

Hayat sonsuz bir enerjidir. Bu enerjiyi sürekli olarak üretmek, ama üretirken tükenmemek, bedeni ve ruhu kirletmemek ve ruh-beden ilişkisini iyi yönetmek gerekiyor. Marifet hayatı uzatmakta değil, hayatı mutlu kılmaktadır. Ona yeni ve farklı hayatlar ekleyip ritmini ve hızını bozmamaktadır.

Genç kalmak, yaşadığıyla övünmek, istediğinde başını alıp gidebilmek, istediğinde kaldığı yerden ya da sil baştan başlayabilmektir. Hayat, ona taraf olmak ve onu ıskalamamaktır. Hayatın içinde kalmak, her yaşta ve her sabah yeniden başlamaktır...

Coşkuya önem verin

Enerjik ve canlı kalmayı, eskilerin deyişi ile "taş gibi" biri olmayı istiyorsanız, hayatın gücünü sadece yedikleriniz, içtiklerinizde aramayın. "Hayat çorbası"nın içine her sabah birer tutam huzur, coşku, sevinç ve birer parmak keyif, heyecan ve ümidi mutlaka katmaya bakın!

Hayat enerjisinin sadece yedikleriniz, içtiklerinizde gizil olmadığının farkına varın. Sağlığın "bedensel, ruhsal ve sosyal tam bir iyilik hali" olduğunu unutmayın.

Yorgunluğunuz, durgunluğunuz, bitkinlik, halsizlik ve isteksizliğinizin, uyku bölünmeleri, çarpıntılar ve yürek sıkışmalarınızın, sırt-bel-boyun-göğüs ağrıları, kaşıntı ve egzamanızın kaynağını yalnız bedeninizde değil ruhsal elektriğinizdeki kontak atmalarında da aramalısınız.

Bu sorunların ardında bedensel değil ruhsal sorunlar yatıyor. Biraz korku, endişe, üzüntü veya güvensizlik zaten dolu olan tabancayı daha kolay patlatıyor.

Aceleci olmayın

Yavaşlayın. Sağlıklı bir ruh, geleceğe bedeni ile yan yana birlikte yürüyen, ona gecede gündüzde, korkuda, güvende, tasada ve sevgide eşlik edendir.

Ruhunuzu bedeninizden ayırmayın, onu korkutup yormayın, yalnız bırakmayın.

Bugünden itibaren hayata yavaşlayarak başlayın.

Ruhunuzu hayatın doğal hızına, olağan ritmine bırakın. Yemenizi içmenizi, áşık olup sevmenizi, yürümenizi, düşüncelerinizi fırsat buldukça, mümkün oldukça yavaşlatın.

Acele etmek için çok da aceleci davranmayın.

Beden ve ruhunuza baş başa kalmaları, konuşup anlaşmaları için zaman bırakın.

Daha yavaş yemeye, dinlenmeye, konuşmaya kısacası hayatı daha çok paylaşmaya bakın.

Eğer hayata daha çok değmek, huzur, keşif, neşe eklemek, hayatı geçmemek istiyorsanız birinci adımın "yavaşlamak" olduğunu unutmayın.

Daha çok sevin gerekirse boyun eğin

Daha çok hayat enerjisi üretmenin kolay bir yolu da daha çok sevmek, daha çok hoş görmektir. Ama sınırsız ve karşılıksız sevmektir. Çünkü sevgi oktanı en yüksek, fiyatı en ucuz yakıttır.

Bagajınıza daha çok sevgi yükleyin.

Gerektiğinde tabii ki direnmelisiniz. Ama uzun süreli dirençlerin, beyhude karşı gelmelerin, uzamış streslerin adrenalin, kortizon ve ensülin gibi fazlası can yakan hormonları artırdığını bilmelisiniz. Bu nedenle bazen direnmeyin. Olup biteni kabul edin. Bu tür kabulleri yenilgi zannetmeyin.

Biraz şans, kader, kısmet ve biraz da ilahi takdir hayatın içinde mutlaka vardır, hep olacaktır. Böyle durumlarda manevi güçlerden veya bilge insanların söylediklerinden yararlanın.

Bakın Nehru ne diyor: "Hayat iskambil oyununa benzer. Elinize gelen kartlar gerçekliği temsil eder. O kartlarla oyunu nasıl oynadığınız ise özgür iradenizi..."

Elinize iyi kartlar gelmediğinde, mevcut kartlarla yetinin. Bekleyin, kabul edin, "Bu da geçer" deyin.

Yanlış rakamları düzeltelim

3 Kasım pazartesi yayınlanan hipertansiyon ile ilgili yazımızda yılda 1 veya 2 kez kan basıncınızı ölçtürmenizi, günde 2 ile 4 porsiyon yağsız veya az yağlı süt ürünü yemenizi önermiştik. Aradaki (çizgi) işaretleri çıkmayınca tansiyonunuzu yılda 12 kez ölçtürmeniz ve günde 24 kez (!) süt ürünü yemeniz gibi bir yanlışlık ortaya çıkmış. Düzeltir özür dileriz.

Kızıp sinirlenmeyin

Kızmayın, sinirlenmeyin. Her şey, her zaman daha önce hesaplanan, ölçülüp biçilenden ve şimdiki halinden farklı boyutlar kazanabilir.

Bazen çevrenizde sizi üzen, bunaltan şeyler yoğunlaşabilir. Bunları "çevresel kirlenme" gibi algılayın, kızmayın, alınmayın. Huzurlu olmak, içe dönük yaşamada daha önceden örgütlü olmaktır. Kafa karışıklığı, güçlük, çatışma ve karşıtlıklar hayatın içinde hep vardır, hep olacaktır. "Marifet, bu durumlarda da sinirlenmemek, ve iç sükûneti korumaktır" diyor Vincent Peale.

Belirtiler sizde de var mı

Gece zor uykuya dalıyorum ve sürekli uyanıyorum. Uyandıkça da buzdolabına saldırıyorum ve ne varsa yiyorum. Ne yapmalıyım?

Gece yeme sendromu kalori alımını ciddi derecede artıran ve birçok nedeni olabilen bir yeme bozukluğudur. Hormonal ve psikolojik sorunlar da bu durumun ortaya çıkmasına neden olabilir. Eğer;

- Günlük besin alımının yüzde 50'sini ve fazlasını akşam yemekten sonra tüketiyorsanız

- Sabah aç uyanmıyorsanız

- Uyku sorunlarınız var ise

- Gece uyandığınızda bir şeyler tüketiyorsanız

- Tatlı ihtiyacınız artıyorsa

- Çok hızlı ve çok fazla besin tüketebiliyorsanız

Mutlaka bir doktora başvurmalısınız.

Diyetler sizi aceleye getirmesin

Kalça ve bel bölgemde fazlalıklar var, yaza kadar hızlı bir şekilde bunlardan kurtulmak istiyorum. Ne yapabilirim?

Kıyafet modası gibi hızlı kilo verdiren diyet modasının rüzgár gibi estiği şu günlerde sağlıklı ve doğru zayıflama kurallarını bir kez daha hatırlatalım:

- Zayıflama diyetleri kilo vermeye ve kaybedilen kiloları geri almamaya yöneliktir.

- Sadece tek bir besin (örn. greyfurt suyu) veya tek bir yemek (örn. lahana çorbası) seçerek zayıflama diyeti uygulamayınız.

- Hap veya yosun şeklinde kullanılan ürünlerle zayıflamak beslenme alışkanlıklarınızı ve sağlığınızı bozar.

- Sağlıklı zayıflamak istiyorsanız diyetiniz enerji ve besin öğeleri yönünden yeterli, dengeli ve çeşitli olmalıdır.

- Diyetlerinizin mutlaka bir diyetisyen tarafından hazırlanmış veya önerilmiş olmasına dikkat edin.

- Diyet; kişinin ağız tadını bozmayacak şekilde, sosyo-ekonomik durumuna uygun, yaşam tarzına adapte edilmiş şekilde, esnek olmalıdır. Adını bile duymadığınız yiyecekleri yemek zorunda kalmak hızlı zayıflamak anlamına gelmez.

 

Prof. Dr. Osman MÜFTÜOĞLU  

Kalp krizine mucize ilaç

İngiliz ve İsveçli bilim adamları tarafından geliştirilen yeni bir kolesterol ilacı sayesinde, felç riski de sağlıklı kişilerde bile yüzde 44 düşüyor

kkr Yeni nesil kolesterol ilacı olarak geliştirilen ve ABD'li bilim adamları tarafından test edilen Crestor isimli ilaç, yüksek kolesterol yüzündan kalp hastalığı riski taşıyan kişilerde kolesterolu düşürmek için kullanılan statinleri içeriyor.

Ancak günlük olarak kullanılması öngörülen ilacın 18 bin kişi üzerinde yapılan testlerinde kolesterol sorunu olsun olmasın tüm insanlarda kalp hastalığı riskini ciddi oranda düşürdüğü belirlendi. İngiliz Daily Mail ve Daily Express gazetelerinin manşetten verdiği mucize ilaç, İsveçli ve İngiliz ilaç firması AstraZeneca tarafından geliştirildi.

İlaç damarları güçsüz hale getirerek kalp hastalığı ve felce neden olduğu tahmin edilen hsCRP proteini seviyesini düşürmeyi hedef alıyor. Düzenli kullanılması durumunda aylık masrafı 50 dolar civarında olan Crestor, kalp krizi riskini yüzde 54, kalp hastalığı riskini yüzde 44, felç riskini yüzde 48, hayatın bir döneminde bypass ya da anjio olma riskini yüzde 46 ve herhangi bir nedenden ölüm riskini de yüzde 20 oranında azaltabiliyor. Kötü kolesterol oranı ise yarı yarıya düşüyor.

Bilim adamları ilacın yapılan testlerde beklenenden iki kat daha etkili olduğuna dikkat çekerken Crestor’un şimdiye dek üretilmiş en güçlü statin olduğunu iddia ediyor. Hatta ilaç, Glasgow Üniversitesi tarafından yürütülen ve 26 ülkeden 18 bin gönüllünün katıldığı testlerde o kadar büyük bir başarı gösterdi ki testler planlanandan yedi ay önce sonuçlandırıldı. 

Her Türk 100 yaşını görebilir

Her Türk 100 yaşını görebilir

hurriyet.com.tr

 
Ulusal uzun ömür (longevity) ve sağlıklı yaşlanma platformu kuruldu. Platform üyeleri ulusal stratejik vizyon eylem planını masaya yatırdılar.

Bütün Dünyada bilim adamlarının tartıştığı Longevity (uzun ömür) artık Türkiye'de de dile getiriliyor. Antalya'da düzenlenen çalıştay ile uzun ömürlü ve sağlıklı yaşlanma platformu kuruldu. Başta sağlık bakanlığından Dr. Kemal Aydın, Prof. Dr. Cahit Babuna, Prof. Dr. Nihal Muradoğlu, Prof. Dr. Ümit Meriç, Prof. Dr. Rüveyde Bayraktar, TASAM (Türkiye stratejik araştırmalar vakfı) Başkanı Süleyman Şensoy, Este World Estetik ve güzellik merkezleri medikal direktörü Dr. Servet Terziler gibi daha bir çok uzun ömürlü ve sağlıklı yaşam ile ilgili çalışmalar yapan bilim insanları bir araya geldi.

Este World estetik merkezleri sponsorluğunda ilki düzenlenen çalıştay kapsamında ülkemizde uzun ömürlü ve sağlıklı yaşlanma ile ilgili yapılması gerekenler ve çözülmesi gereken sorunlar masaya yatırıldı. Hızla yaşlı nüfusunun arttığı ülkemizde ortalama 70 olan yaşam süresinin 90'lara çıkarılması planlanıyor. Japonya'da şu anda 88 olan yaşam süresi ortalama 95'e yükseltilmeye çalışılıyor.

Düzenlenen çalıştayda, yaşam süresinin uzatılması için değerli katılımcılar fikirlerini ifade ettiler. Çalıştay sonucunda açıklanan deklarasyonda ilk olarak aşağıda belirtilen hususların eyleme geçirilmesine karar verildi :

1. Katılımcıların görüş birliği ile Ulusal Sağlıklı Yaşlanma ve Longervıty Platformu ( Usyalop)' nun oluşturulması,

2. Ulusal Sağlıklı Yaşlanma ve Longevıty derneği kurulması,

3. Ulusal Sağlıklı Yaşlanma ve Longevıty merkezi' nin ve kütüphanesinin kurulması,

4. Ulusal sağlıklı yaşlanma hareketi 'nin başlatılması

5. 100.Yılda 100 Yaş Projesi'nin başlatılması,

6. illerde ve bölgelerde platform, dernek, merkez ve kütüphane kurma çalışmalarının başlatılması,

7. Sağlıklı Yaşlanma ve Longevity alanlarında üniversitelerde bilimsel çalışmaların desteklenmesi,

8. Yaşlanma ile ilgili sorunların tespiti ve bilimsel araştırmaların başlatılması,

9. Tüm bu çalışmalar için Fon oluşturulması,

10. Kurumsal Sosyal Sorumluluk Projesi olarak devam ettirilmesi

11. Kamu, Özel Sektör ve Sivil Toplum Örgütü işbirliğinin oluşturulması,

12. Yaşlanma ile ilgili TV kanalı oluşturulması,

13. TBMM Sağlıklı Yaşlanma ve Longevity Araştırma Komisyonunun oluşturulması,

14. Sağlık Turizmi yönü ile konunun araştırılması, desteklenmesi ve tanıtımının önemi kararlaştırılmıştır.

Çalıştay üyeleri kısa süre içinde tekrar bir araya gelerek TBMM'ye konuyu aktarmaya hazırlanıyor.

 

Hürriyet