Tanıştıkları gün yatağa girmişler.
40 milyon kişi bankalara borçlu
Hollywood yıldızlarının fotoğraf makinesi Türkiye’ye geldi
70 yıllık fotoğraf makinesi markası Vivitar Türkiye pazarına girdi. Vivitar’ın Avrupa Başkanı Philippe Rausseau,
AKŞAM’a yaptığı açıklamada Türkiye pazarından umutlu olduklarını dile getirdi. ABD pazarında özellikle ünlülerin başkenti Los Angeles’ta önemli pazar payına sahip olan Vivitar, yıl sonunda Türkiye’de LCD TV de satmaya hazırlanıyor. Konuyla ilgili bilgi veren Rausseau şunları söyledi:
“Vivitar’ı 2006 yılında satın alan SyntaxBrillian LCD TV üretimine hazırlanıyor. Üretimin Çek Cumhuriyeti’nde yapılmasına karar verildi. Türkiye’de de üretimi için Profilo ile ve başka birçok üretici ile görüştük. Ancak Çek Cumhuriyeti’nde karar kılındı. Türkiye’de satılmasına ise bu yıl sonunda başlamayı düşünüyoruz. Burada kendimize en büyük güvendiğimiz konu ise müşteri memnuniyeti. Çünkü müşteriler memnun olmadığında paralarını geri alabilecekler.”
Kökeninde bir Alman markası olan Vivitar’ın bugün piyasada 12 megapiksele kadar çok çeşitli bir ürün yelpazesine sahip olduğunu belirten Rausseau, “Bugüne kadar 30’a yakın kez alınıp satılmış. Çünkü fotoğraf endüstrisi çok değişimiş. Vivitar’ın sektörde sağladığı en büyük gelişmelerden birisi, flaşı bulmuş olması. Bugün satılan her flaştan Vivitar’a telif ödeniyor. Bugün en büyük iş hacminin önemli bir bölümü ABD’den geliyor. Halen analog kameralarda hâlâ iyi bir pazar var ve yüzde 35 ciromuz bu ülkeden geliyor. Geçtiğimiz yıl dünya genelinde 180 milyon dolar ciro elde ettik” diye konuştu.
BEBELERE OYUNCAK
“Yaptığımız ürünlerde özellikle kolay kullanılabilen ürünler üretmeye gayret ediyoruz” diyen Rausseau, “Öte yandan dijital ürünler giderek ucuzluyor. Artık 100 dolarlık ürünler piyasada. Bu da yeni bir müşteri
kitlesinin ortaya çıkacağına işaret ediyor. Çünkü eskiden fotoğraf makinesi alamayanlar da artık makine alabiliyorlar” diye konuştu. Dijital oyuncak pazarının da çok büyük bir pazar haline geldiğini ve çocukların artık dijital fotoğraf makinesi, video kamera gibi ürünlere merak saldığını söyleyen Rausseau, “Biz de ortalama 30 dolarlık dijital kamera üretimine başladık. Çocuklar bunları rahatlıkla kullanabilirler. Ayrıca dijital fotoğraf gösteren ekranlar üzerine odaklanıyoruz” dedi.
Parmak hareketlerini tanıyan telefon
HTC’nin Türkiye’de pazara sunulan yeni modeli Touch Dual, 3N/HSDPA bağlantısı, kızaklı klavye ve yeni gelişmiş dokunmatik arayüzüyle dikkat çekiyor. HTC Touch’tan esinlenerek tasarlanan ve ince tasarımının yanı sıra 3G/HSDPA bağlantı olanağı ile de dikkat çeken cihaz,
kayarak açılan klavyesi ile kullanıcılara çok daha kolay mesajlaşma olanağı sunuyor. HTC Touch Dual’in satış fiyatı 749 dolar + KDV.
Havada cep ilk Emirates’te
Dubaİ merkezli havayolu şirketi Emirates uçuşlarında artık cep telefonu kullanılabilecek. Böylece Emirates, uçuşlarında cep telefonu kullanılabilen ilk özel hava yolu şirketi olacak. İlk uçuşun ise
Dubai ve Kazablanka arasında yapılması planlanıyor. Sistem cep telefonu dalgalarının uçağın elektronik sistemini etkilemesini engelliyor. Emirates tüm uçaklarında bu sistemi uygulamayı düşünüyor. Yıl sonuna doğru BlackBerry de kullanılabilecek.
Sony’de PS3 operasyonu
Sony, Format savaşını kazanmasının ardından, PS3’e ekleyeceği yeni bir yazılımla konsolunu daha cazip bir oynatıcı haline getirmeye karar verdi. Yüksek yoğunluklu format savaşının sona ermesiyle birlikte piyasaya Çinli ucuz Blu-ray oynatıcıların fırlamasının karşısında Sony, en ekonomik Blu-ray oynatıcı olma unvanını piyasaya çıktığı günden beri koruyan PS3’ün bu sıfatı kaybetmesine göz yummadı ve kalplerde başka bir yere sahip oyun makinesini cazip hale getirecek bir planı uygulamaya koydu. PS3’ün piyasaya yeni sunacağı firma yazılımı (firmware) güncellemesi ile PS3 dışında hiçbir Blu-ray oynatıcıda bulunmayan özellikler hayata geçirilmeye başlanıyor.
TGAR’da, mart fırsatları sürüyor
Teknolojİ marketi TGAR’ın mart ayı kampanyası sürüyor. Nakit alışverişlerde geçerli olacak olan Şubat sonu kampanyasındaki ürünlerden bazıları ise; PRO200 B130 749 YTL yerine, 599 YTL’ye, Microsoft lifecam VX1000 48 ytl yerine, 19,99 YTL’ye, JWIN SPS 602 ses sistemleri 37 YTL yerine 9,99 YTL’ye alınabiliyor. TGAR, yakında “Çengelköy, Haznedar, Tekirdağ” şubelerini de açacak.
Evrim Ergin - Akşam
ZAYIFLAMADA MUCİZE
GARDEN CRESS yağ kaybını artırarak, yağsız kas kitlesi artışı sağlamaya yardımcı olur.
Terenin yağ yakıcı özelliği tüm diyet uzmanlarınca kabul edilmekte olup geleneksel olarak kilolu insanların evlerinde tere otunu pişirerek zayıflama yolunu tercih ettikleri görülmektedir.
Bütün bu zorluklara gerek olmadığını düşünen sağlık ve diyet uzmanları Tere tohumunu tablete koymak sureti ile doğal ve yararlı bir kilo kontrol ürünü geliştirmişlerdir. Uzun araştırmalar ve çalışmaların sonucunda Garden Cress ortaya çıkmıştır.
Garden Cress zayıflama tabletinin en önemli özelliğinden birisi de tamamen bitki kökenli olup içerisinde hiçbir kimyasal madde bulunmadığından vermiş olduğunuz kiloları ürünün kullanımını bıraktıktan sonra kesinlikle geri almıyor olmanızdır. Bu sayede bitkisel ve doğal şekilde zayıflama sağlamış olursunuz.
Tere Tohumu ektresinin toksinlerden arındırıcı ve lipit düzeyine düşürücü bir etkisi vardır. Fazla kiloları gidererek sindirim sistemini düzenler. Dolaşımı düzenler ve kolestrolü düşürür. Garden Cress cildi sıkılaştırıcı özelliği ile de zayıflama sürecindeki cilt sarkmalarını da önler.
Kadınlar neden daha uzun yaşar?
| Tüm
dünyada - istisnasız - kadınlar erkeklerden daha uzun yaşıyor.
Kadınların lehine olan bu farklılık Hindistan'da 1 yıl, Çin'de 4 yıl,
ABD'de 7 yıl, Türkiye'de 6-8 yıl, Rusya'da 12 yıldır. İşte muhtemel
açıklamalar!
Kadınlar
sağlıklarına daha düşkünler ve sağlık sorunlarına karşı daha
duyarlılar. Doktorlarına daha sık ve daha erken başvururlar, sağlık
kontrollerini daha düzenli yaptırırlar. Önerilere de dikkatle uyarlar. Sonuç: Kadınlar sağlıklı yaşamın bedensel ve ruhsal kurallarına daha uyumlular. İkinci zarlarını daha doğru atıyorlar ve daha uzun yaşıyorlar. ANEMİ: SESSİZ TEHDİT Kansızlık (anemi), kırmızı kan hücreleri tarafından dokulara getirilen oksijen miktarında azalma nedeniyle oluşur. Anemi, bir kişi normalden daha az kırmızı kan hücrelerine veya kırmızı kan hücrelerindeki oksijen taşıyıcı protein olan hemoglobine yeterinden düşük düzeyde sahip olduğunda meydana gelebilir. Kırmızı kan hücreleri veya hemoglobin eksikliği kanamadan veya ara sıra da diyetteki demir, folik asid ya da B-12 vitamini yetersizliğinden kaynaklanabilir. Demir, folik asid ve B-12 vitamini kan hücrelerinin normal büyümesi için gereklidir. Şiddetli aneminin temel nedeni olan tekrarlayan kanama iç organlarda bir polip ya da tümör gibi anormal yeni doku büyümelerinden, ülserden veya hemoroidden kaynaklanmaktadır. İç kanama ayrıca, sürekli aspirin, ibouprofen veya diğer streoid olmayan iltihaplanma karşıtı ilaçların kullanımının sonucu da oluşabilir. Ayrıca yetersiz beslenme sonucu ihtiyacın daha altında demir, folik asid ve B-12 vitamini alınması anemi ile sonuçlanır. Belirtilen besin maddelerinin yetersiz emilmesi veya genetik bazı sorunlarla da aneminiz oluşabilir. Anemiyi teşhis etmek için, doktorunuz kırmızı kan hücreleri seviyesini ölçmek için basit bir kan testi yapacaktır. Doktorunuz ayrıca, demir ve diğer takviyelere ihtiyaç duyup duymadığınızı ölçmek için kanınızdaki demir; B-12 ve folik asid oranını ölçebilir. Eğer kan testi, kırmızı kan hücre seviyenizin az olduğunu gösterirse, doktorunuz size bir demir, folik asid veya B-12 vitamini takviyesi yazacaktır. Diyetinizdeki demir alımını demir açısından zengin besinler yiyerek yükseltebilirsiniz ancak anemiyi sadece diyetle tedavi etmek zordur. Aneminin, iç organlardaki kanama gibi diğer nedenleri için tedavi sebeplere dayanmaktadır. Anemiyi asla tek başınıza demir takviyeleri, folik asid veya B-12 vitamini alarak tedavi etmeye çalışmamalısınız. Bir uzman desteği almanızda yarar var. BESLENME, KADIN SAĞLIĞININ BELİRLEYİCİSİDİR Kadınların yaş grupları, bedensel aktivite düzeyi, metabolizma hızı ve hastalık risklerine bağlı olarak ne gibi besin unsurlarını tüketmelerinin uygun olacağını inceleyen pek çok araştırma yapılmaktadır. Eğer beslenme tarzınızı ve besin seçimlerinizi özellikle yaşınıza göre akılcı seçimlerle çeşitlendiremezseniz demir eksikiliği kansızlığından, kemik kırılganlığı artışına (osteoporoz) kadar pek çok sorunla karşılaşmanız kaçınılmazdır. Belirli yaş grubundaki kadınların hangi besin unsuruna öncelik vermeleri gerektiğini merak ediyor musunuz? 11-13 yaş grubundaki genç kızların beslenmelerinde öncelik süt ve süt ürünlerindedir. Ergenliğin bu erken dönemlerinde yeterli miktarda kalsiyumun besinlerle alınması, yaşamın daha sonraki dönemlerindeki sağlıklı kemiklerin temelidir. Kalsiyumun ve temel amino asitlerden zengin, biyolojik değeri yüksek proteinin güvenilir kaynakları olan yağı azaltılmış süt, peynir ve yoğurt bu yaş grubundaki genç kızların en önemli besinidir. Süt yerine şekerli meşrubatları veya hazır meyve konsantrelerini kullanmamalısınız. Kalsiyumla zenginleştirilmiş taze meyve suları, ıspanak, biber, brokoli gibi kalsiyum zengini yeşil sebzeleri bu yaş grubu çocuklarınızın beslenmesine mutlaka dahil etmelisiniz. |
Gençleştiren 10 öneri
Kozmetik
sanayiinin cilt gençleştirici dev buluşlara imza attığı günümüzde,
henüz yanlış beslenmenin ciltteki hasarını tamamen giderecek sihirli
bir formül yok. Ancak sağlıklı ve zamana karşı duran bir cilt için en
etkili yol, doğru gıdaları doğru miktarda ve doğru zamanda almak
1. YOĞURT YİYİN
Haftada 3 kez 1 su
bardağı az yağlı yoğurt ve 1 yemek kaşığı zeytinyağı tüketin. Yoğurdu
kahvaltıda veya yemek aralarındaki öğünlerde yiyebilirsiniz. Evde
yapacağınız yoğurt da sizi bu konuda motive edecektir.
2. SU İÇİN
Her gün 8-10 bardak su için.
Su yerine yeşil çay (günde 2-3 fincan), kuşburnu çayı da
tüketebilirsiniz. Ancak unutmayın suyun yerini hiçbir sıvı tutamaz. O
nedenle günlük su miktarına dikkat etmenizi öneririm. Unutmayın, su
sağlıktır, sağlık sudur.
3. KAHVEYİ SINIRLANDIRIN
Kahveyi günde 1-2 fincanla sınırlayın.
Kafeinsiz olanları tercih edin. Aşırı kahve tüketiminin cildiniz için
olumsuz sonuçlar doğuracağını unutmayın. Kahve yerine bitki çaylarıyla
tanışın. Üstelik çok fazla seçenek var.
4. UZUN SÜRE AÇ KALMAYIN
Kan şekeri düzeyinizi sabit tutmak için,
3-4 saatten fazla aç durmayın. Kanda insülin dalgalanmaları damar sistemini bu da cildinizi yıpratır.
5. YAĞI AZALTIN
Yemekleri pişirirken
gereksiz yağ ilave etmeyin. Margarin ve hayvansal yağ kullanmayın.
Unutmayın yağ, yemekler dışında tükettiğimiz pek çok gıdada ( süt
ürünleri gibi) zaten var.
6. BİTKİSEL PROTEİN TÜKETİN
Bitkisel
proteinleri, karbonhidratları (meyve veya sebzeleri), zeytinyağından
veya taze kabuklu yemişlerden gelen esansiyel yağ asitlerini her öğünde
tüketin.
Tüketeceğiniz bu yararlı bitkisel yağlar cildinize sağlıklı bir görünüm kazandıracaktar.
7. KALORİYİ AZALTIN
Kalorinizi yağsız
proteinler ve karbonhidratlardan alın. Yağı azaltın, toplam kalori
tüketimini sınırlandırın ve güne yayarak tüketin. Boş kalori almak
yerine doğru seçimler ve besinlerle çok vitamin çok anti oksidan alın.
8. SEBZE TÜKETİN
Kadınlar her gün 10 köfte kadar yağsız protein,
2
porsiyon meyve ve (1 elma veya armut, 1,5 su bardağı çilek veya 1 su
bardağı doğranmış meyve) en az 4 porsiyon sebze tüketmelidir.
9. SIK KİLO ALIP VERMEYİN
Aşırı kalori tüketmeyin. Kilo alıp vermeyin. Beslenme yanlışlarının kalçalarınızdan önce cildinizden anlaşıldığını unutmayın.
Unutmayın sık kilo alıp vermek hem psikolojinizi hep de cildinizi bozacaktır.
10. KİNETİN İÇEREN NEMLENDİRİCİ KULLANIN
Elbette
doğru beslenmenin yanı sıra cildinize uygun kaliteli, mineral ve
kinetin içeren nemlendirici ya da bakım ürünlerinden kullanmayı da
ihmal etmeyin. İçeriden ve dışarıdan yapacağınız doğru destekler sizi
daha mutlu kılacaktır.
Hayat bir enerjidir
Hayat bir enerjidir
Ekonomik krizin ruh sağlığında oluşturabileceği tahribatlar yavaş yavaş fark edilmeye başladı.
Krizin bütün şiddetiyle hissedildiği Amerika ve Avrupa'nın birçok
ülkesinde ruh sağlığı bozulanların sayısının arttığı, depresyon,
anksiyete ve panik bozukluk gibi ruh hastalıklarının yoğunlaştığı
belirtiliyor. Bu biraz da beklenen bir gelişme. İşini, parasını, evini,
sosyal statüsünü (yani önem verdiği birçok şeyi) birden bire kaybeden
her insanın bazı ruhsal tatsızlıklar yaşaması mümkün. Bugün eski bir
yazımızı gözden geçirip yeniden yayınlamaya karar verdik. Umarız
önümüzdeki zorlu günleri atlatmanıza yardımcı olabilecek yaklaşımlar
edinirsiniz.
RUHUNUZU AYDINLATIN
Yorgunluğunuz,
durgunluğunuz, bitkinlik, halsizlik ve isteksizliğinizin, uyku
bölünmeleri, çarpıntılar ve yürek sıkışmalarınızın,
sırt-bel-boyun-göğüs ağrılarınız, kaşıntı ve egzamalarınızın kaynağını
yalnız bedeninizdeki bozukluklarda değil ruhsal elektriğinizdeki kontak
atmalarında da aramalısınız. Vücudunuz yetenekli bir enerji dönüşüm
merkezidir. Taşıdığınız trilyonlarca hücre besinlerle aldığınız gücü
enerjiye çevrilebilen organcıklarda donatılmıştır. Yiyecek ve
içeceklerle aldığınız bu gücü iyi kullanılabilirseniz onları enerjiye
çeviren süreçler de müthiş bir düzen içinde tıkır tıkır işler.
Bu
süreçleri etkileyen pek çok faktör var: Yaşınız, cinsiyetiniz, hormonal
metabolik yetenekleriniz, genetik mirasınız ve kişisel sağlık hikáyeniz
bunlardan bazıları.
Hayat bir enerjidir. İhtiyacı olan enerjiyi beden ve ruhun o müthiş işbirliğinden alır.
Yürümek,
koşmak, konuşmak, duymak, uyumak, gülmek, kızmak, yazmak gibi hayata
ilişkin her şey bu enerjiyi kullanır. Ne vücudunuzun bol bol enerji
üretmesi, ne aşırı kalori yüklenmesi ve ne de avuç avuç yuttuğunuz
vitamin hapları kendinizi canlı ve güçlü hissetmenize yetmez. "Enerji
ve canlılık hissi" arasındaki ilişkiyi sadece kaloriler veya vitaminler
belirlemez.
Canlılık hissinde, biraz ruh sağlığının ve biraz da duygusallığın ama ille de ruh-beden bütünlüğünün yeri olması gerekir.
Hayat
sonsuz bir enerjidir. Bu enerjiyi sürekli olarak üretmek, ama üretirken
tükenmemek, bedeni ve ruhu kirletmemek ve ruh-beden ilişkisini iyi
yönetmek gerekiyor. Marifet hayatı uzatmakta değil, hayatı mutlu
kılmaktadır. Ona yeni ve farklı hayatlar ekleyip ritmini ve hızını
bozmamaktadır.
Genç kalmak, yaşadığıyla övünmek, istediğinde
başını alıp gidebilmek, istediğinde kaldığı yerden ya da sil baştan
başlayabilmektir. Hayat, ona taraf olmak ve onu ıskalamamaktır. Hayatın
içinde kalmak, her yaşta ve her sabah yeniden başlamaktır...
Coşkuya önem verin
Enerjik
ve canlı kalmayı, eskilerin deyişi ile "taş gibi" biri olmayı
istiyorsanız, hayatın gücünü sadece yedikleriniz, içtiklerinizde
aramayın. "Hayat çorbası"nın içine her sabah birer tutam huzur, coşku,
sevinç ve birer parmak keyif, heyecan ve ümidi mutlaka katmaya bakın!
Hayat
enerjisinin sadece yedikleriniz, içtiklerinizde gizil olmadığının
farkına varın. Sağlığın "bedensel, ruhsal ve sosyal tam bir iyilik
hali" olduğunu unutmayın.
Yorgunluğunuz, durgunluğunuz,
bitkinlik, halsizlik ve isteksizliğinizin, uyku bölünmeleri,
çarpıntılar ve yürek sıkışmalarınızın, sırt-bel-boyun-göğüs ağrıları,
kaşıntı ve egzamanızın kaynağını yalnız bedeninizde değil ruhsal
elektriğinizdeki kontak atmalarında da aramalısınız.
Bu
sorunların ardında bedensel değil ruhsal sorunlar yatıyor. Biraz korku,
endişe, üzüntü veya güvensizlik zaten dolu olan tabancayı daha kolay
patlatıyor.
Aceleci olmayın
Yavaşlayın. Sağlıklı
bir ruh, geleceğe bedeni ile yan yana birlikte yürüyen, ona gecede
gündüzde, korkuda, güvende, tasada ve sevgide eşlik edendir.
Ruhunuzu bedeninizden ayırmayın, onu korkutup yormayın, yalnız bırakmayın.
Bugünden itibaren hayata yavaşlayarak başlayın.
Ruhunuzu
hayatın doğal hızına, olağan ritmine bırakın. Yemenizi içmenizi, áşık
olup sevmenizi, yürümenizi, düşüncelerinizi fırsat buldukça, mümkün
oldukça yavaşlatın.
Acele etmek için çok da aceleci davranmayın.
Beden ve ruhunuza baş başa kalmaları, konuşup anlaşmaları için zaman bırakın.
Daha yavaş yemeye, dinlenmeye, konuşmaya kısacası hayatı daha çok paylaşmaya bakın.
Eğer
hayata daha çok değmek, huzur, keşif, neşe eklemek, hayatı geçmemek
istiyorsanız birinci adımın "yavaşlamak" olduğunu unutmayın.
Daha çok sevin gerekirse boyun eğin
Daha
çok hayat enerjisi üretmenin kolay bir yolu da daha çok sevmek, daha
çok hoş görmektir. Ama sınırsız ve karşılıksız sevmektir. Çünkü sevgi
oktanı en yüksek, fiyatı en ucuz yakıttır.
Bagajınıza daha çok sevgi yükleyin.
Gerektiğinde
tabii ki direnmelisiniz. Ama uzun süreli dirençlerin, beyhude karşı
gelmelerin, uzamış streslerin adrenalin, kortizon ve ensülin gibi
fazlası can yakan hormonları artırdığını bilmelisiniz. Bu nedenle bazen
direnmeyin. Olup biteni kabul edin. Bu tür kabulleri yenilgi
zannetmeyin.
Biraz şans, kader, kısmet ve biraz da ilahi takdir
hayatın içinde mutlaka vardır, hep olacaktır. Böyle durumlarda manevi
güçlerden veya bilge insanların söylediklerinden yararlanın.
Bakın
Nehru ne diyor: "Hayat iskambil oyununa benzer. Elinize gelen kartlar
gerçekliği temsil eder. O kartlarla oyunu nasıl oynadığınız ise özgür
iradenizi..."
Elinize iyi kartlar gelmediğinde, mevcut kartlarla yetinin. Bekleyin, kabul edin, "Bu da geçer" deyin.
Yanlış rakamları düzeltelim
3
Kasım pazartesi yayınlanan hipertansiyon ile ilgili yazımızda yılda 1
veya 2 kez kan basıncınızı ölçtürmenizi, günde 2 ile 4 porsiyon yağsız
veya az yağlı süt ürünü yemenizi önermiştik. Aradaki (çizgi) işaretleri
çıkmayınca tansiyonunuzu yılda 12 kez ölçtürmeniz ve günde 24 kez (!)
süt ürünü yemeniz gibi bir yanlışlık ortaya çıkmış. Düzeltir özür
dileriz.
Kızıp sinirlenmeyin
Kızmayın, sinirlenmeyin.
Her şey, her zaman daha önce hesaplanan, ölçülüp biçilenden ve şimdiki
halinden farklı boyutlar kazanabilir.
Bazen çevrenizde sizi
üzen, bunaltan şeyler yoğunlaşabilir. Bunları "çevresel kirlenme" gibi
algılayın, kızmayın, alınmayın. Huzurlu olmak, içe dönük yaşamada daha
önceden örgütlü olmaktır. Kafa karışıklığı, güçlük, çatışma ve
karşıtlıklar hayatın içinde hep vardır, hep olacaktır. "Marifet, bu
durumlarda da sinirlenmemek, ve iç sükûneti korumaktır" diyor Vincent
Peale.
Belirtiler sizde de var mı
Gece zor uykuya dalıyorum ve sürekli uyanıyorum. Uyandıkça da buzdolabına saldırıyorum ve ne varsa yiyorum. Ne yapmalıyım?
Gece
yeme sendromu kalori alımını ciddi derecede artıran ve birçok nedeni
olabilen bir yeme bozukluğudur. Hormonal ve psikolojik sorunlar da bu
durumun ortaya çıkmasına neden olabilir. Eğer;
- Günlük besin alımının yüzde 50'sini ve fazlasını akşam yemekten sonra tüketiyorsanız
- Sabah aç uyanmıyorsanız
- Uyku sorunlarınız var ise
- Gece uyandığınızda bir şeyler tüketiyorsanız
- Tatlı ihtiyacınız artıyorsa
- Çok hızlı ve çok fazla besin tüketebiliyorsanız
Mutlaka bir doktora başvurmalısınız.
Diyetler sizi aceleye getirmesin
Kalça ve bel bölgemde fazlalıklar var, yaza kadar hızlı bir şekilde bunlardan kurtulmak istiyorum. Ne yapabilirim?
Kıyafet
modası gibi hızlı kilo verdiren diyet modasının rüzgár gibi estiği şu
günlerde sağlıklı ve doğru zayıflama kurallarını bir kez daha
hatırlatalım:
- Zayıflama diyetleri kilo vermeye ve kaybedilen kiloları geri almamaya yöneliktir.
- Sadece tek bir besin (örn. greyfurt suyu) veya tek bir yemek (örn. lahana çorbası) seçerek zayıflama diyeti uygulamayınız.
- Hap veya yosun şeklinde kullanılan ürünlerle zayıflamak beslenme alışkanlıklarınızı ve sağlığınızı bozar.
- Sağlıklı zayıflamak istiyorsanız diyetiniz enerji ve besin öğeleri yönünden yeterli, dengeli ve çeşitli olmalıdır.
- Diyetlerinizin mutlaka bir diyetisyen tarafından hazırlanmış veya önerilmiş olmasına dikkat edin.
-
Diyet; kişinin ağız tadını bozmayacak şekilde, sosyo-ekonomik durumuna
uygun, yaşam tarzına adapte edilmiş şekilde, esnek olmalıdır. Adını
bile duymadığınız yiyecekleri yemek zorunda kalmak hızlı zayıflamak
anlamına gelmez.
Prof. Dr. Osman MÜFTÜOĞLU
Kalp krizine mucize ilaç
Yeni nesil kolesterol ilacı olarak geliştirilen ve ABD'li
bilim adamları tarafından test edilen Crestor isimli ilaç, yüksek
kolesterol yüzündan kalp hastalığı riski taşıyan kişilerde kolesterolu
düşürmek için kullanılan statinleri içeriyor.
Ancak günlük
olarak kullanılması öngörülen ilacın 18 bin kişi üzerinde yapılan
testlerinde kolesterol sorunu olsun olmasın tüm insanlarda kalp
hastalığı riskini ciddi oranda düşürdüğü belirlendi. İngiliz Daily Mail
ve Daily Express gazetelerinin manşetten verdiği mucize ilaç, İsveçli
ve İngiliz ilaç firması AstraZeneca tarafından geliştirildi.
İlaç
damarları güçsüz hale getirerek kalp hastalığı ve felce neden olduğu
tahmin edilen hsCRP proteini seviyesini düşürmeyi hedef alıyor. Düzenli
kullanılması durumunda aylık masrafı 50 dolar civarında olan Crestor,
kalp krizi riskini yüzde 54, kalp hastalığı riskini yüzde 44, felç
riskini yüzde 48, hayatın bir döneminde bypass ya da anjio olma riskini
yüzde 46 ve herhangi bir nedenden ölüm riskini de yüzde 20 oranında
azaltabiliyor. Kötü kolesterol oranı ise yarı yarıya düşüyor.
Bilim
adamları ilacın yapılan testlerde beklenenden iki kat daha etkili
olduğuna dikkat çekerken Crestor’un şimdiye dek üretilmiş en güçlü
statin olduğunu iddia ediyor. Hatta ilaç, Glasgow Üniversitesi
tarafından yürütülen ve 26 ülkeden 18 bin gönüllünün katıldığı
testlerde o kadar büyük bir başarı gösterdi ki testler planlanandan
yedi ay önce sonuçlandırıldı.
Her Türk 100 yaşını görebilir
|
|
Bütün Dünyada bilim adamlarının tartıştığı Longevity (uzun ömür) artık Türkiye'de de dile getiriliyor. Antalya'da düzenlenen çalıştay ile uzun ömürlü ve sağlıklı yaşlanma platformu kuruldu. Başta sağlık bakanlığından Dr. Kemal Aydın, Prof. Dr. Cahit Babuna, Prof. Dr. Nihal Muradoğlu, Prof. Dr. Ümit Meriç, Prof. Dr. Rüveyde Bayraktar, TASAM (Türkiye stratejik araştırmalar vakfı) Başkanı Süleyman Şensoy, Este World Estetik ve güzellik merkezleri medikal direktörü Dr. Servet Terziler gibi daha bir çok uzun ömürlü ve sağlıklı yaşam ile ilgili çalışmalar yapan bilim insanları bir araya geldi.
Este World estetik merkezleri sponsorluğunda ilki düzenlenen çalıştay kapsamında ülkemizde uzun ömürlü ve sağlıklı yaşlanma ile ilgili yapılması gerekenler ve çözülmesi gereken sorunlar masaya yatırıldı. Hızla yaşlı nüfusunun arttığı ülkemizde ortalama 70 olan yaşam süresinin 90'lara çıkarılması planlanıyor. Japonya'da şu anda 88 olan yaşam süresi ortalama 95'e yükseltilmeye çalışılıyor.
Düzenlenen çalıştayda, yaşam süresinin uzatılması için değerli katılımcılar fikirlerini ifade ettiler. Çalıştay sonucunda açıklanan deklarasyonda ilk olarak aşağıda belirtilen hususların eyleme geçirilmesine karar verildi :
1. Katılımcıların görüş birliği ile Ulusal Sağlıklı Yaşlanma ve Longervıty Platformu ( Usyalop)' nun oluşturulması,
2. Ulusal Sağlıklı Yaşlanma ve Longevıty derneği kurulması,
3. Ulusal Sağlıklı Yaşlanma ve Longevıty merkezi' nin ve kütüphanesinin kurulması,
4. Ulusal sağlıklı yaşlanma hareketi 'nin başlatılması
5. 100.Yılda 100 Yaş Projesi'nin başlatılması,
6. illerde ve bölgelerde platform, dernek, merkez ve kütüphane kurma çalışmalarının başlatılması,
7. Sağlıklı Yaşlanma ve Longevity alanlarında üniversitelerde bilimsel çalışmaların desteklenmesi,
8. Yaşlanma ile ilgili sorunların tespiti ve bilimsel araştırmaların başlatılması,
9. Tüm bu çalışmalar için Fon oluşturulması,
10. Kurumsal Sosyal Sorumluluk Projesi olarak devam ettirilmesi
11. Kamu, Özel Sektör ve Sivil Toplum Örgütü işbirliğinin oluşturulması,
12. Yaşlanma ile ilgili TV kanalı oluşturulması,
13. TBMM Sağlıklı Yaşlanma ve Longevity Araştırma Komisyonunun oluşturulması,
14. Sağlık Turizmi yönü ile konunun araştırılması, desteklenmesi ve tanıtımının önemi kararlaştırılmıştır.
Çalıştay üyeleri kısa süre içinde tekrar bir araya gelerek TBMM'ye konuyu aktarmaya hazırlanıyor.
Hürriyet



