| | Create free blog ( Türkçe , Deutsch , Español )

HABERGÜN

4 "tedavi" etiketi kullanan gönderi "tedavi" etiketi kullanan diğer içerikler resimler , videolar

ZAYIFLAMADA MUCİZE

GARDEN CRESS yağ kaybını artırarak, yağsız kas kitlesi artışı sağlamaya yardımcı olur. 

Terenin yağ yakıcı özelliği tüm diyet uzmanlarınca kabul edilmekte olup geleneksel olarak kilolu insanların evlerinde tere otunu pişirerek zayıflama yolunu tercih ettikleri görülmektedir.

Bütün bu zorluklara gerek olmadığını düşünen sağlık ve diyet uzmanları Tere tohumunu tablete koymak sureti ile doğal ve yararlı bir kilo kontrol ürünü geliştirmişlerdir. Uzun araştırmalar ve çalışmaların sonucunda Garden Cress ortaya çıkmıştır.

Garden Cress zayıflama tabletinin en önemli özelliğinden birisi de tamamen bitki kökenli olup içerisinde hiçbir kimyasal madde bulunmadığından vermiş olduğunuz kiloları ürünün kullanımını bıraktıktan sonra kesinlikle geri almıyor olmanızdır. Bu sayede bitkisel ve doğal şekilde zayıflama sağlamış olursunuz.

Tere Tohumu ektresinin toksinlerden arındırıcı ve lipit düzeyine düşürücü bir etkisi vardır. Fazla kiloları gidererek sindirim sistemini düzenler. Dolaşımı düzenler ve kolestrolü düşürür. Garden Cress cildi sıkılaştırıcı özelliği ile de zayıflama sürecindeki cilt sarkmalarını da önler.

Besinler kansere çare mi değil mi?

Kanserden korunmak için besinleri ilaç gibi kullanmak doğru değilmiş. Antalya’daki sempozyumda, mucize diye sunulan yeşil çay, soya, domates, brokoli gibi birçok sebze ve meyvenin kanserden koruduğuna dair veriler yetersiz çıktı. Besinlerle kanserin önüne geçmek, ‘boş umut satıcısı’ denildi

Türkan YILMAZER

Hacettepe Üniversitesi’nden Medikal Onkolog Prof. Dr. İsmail Çelik, soya, domates, brokoli, yeşil çayın kanseri koruyucu etkisinin olmadığını açıkladı. Antalya’da yapılan 2. Prevantif Onkoloji Sempozyumu’nda kanserden korunma hakkında doğru bilinen birçok yanlışa açıklık getirildi. Bazı ‘favori’ besinlerin kanserden koruyucu etkisinin olduğuna dair bilgilerin yanlış olduğuna dikkat çekildi.

Prof. Dr. İsmail Çelik, kanserin önlenebilir bir hastalık olduğuna, ancak besinlerle bunun önüne geçilemeyeceğine dikkat çekerek, bunu yapanların ‘boş umut satıcıları’ olduğunu söyledi. Prof. Çelik, “Birçok besin ilaç gibi öneriliyor. Brokoliden domatese, soyadan cevize kadar. Ancak bunların kanserden koruduklarına dair bilim adamlarının elinde bir veri yok. Bu meyve ve sebzelerin yararsız olduğu anlamına gelmez. Yararlıdırlar ancak kanserden koruduğuna ilişkin elimizde veri yok” diye konuştu.

HAVUCUN FAZLASI ZARAR

Prof. Çelik, bazı meyve ve sebzelerin bilinçsiz tüketilmesinin yarardan çok zarar getirdiğine örnek verdi: “Soya fasulyesi, havuç gibi gıdaların çok tüketilmesi, bağışıklık sistemini kuvvetlendirmek yerine meme, endometrium ve akciğer gibi bazı kanser türlerinin gelişmesine de sebep olabilmektedir.”

ESKİ REÇETELER

Kanser önleme ve kontrol alanında ABD’nin önde gelen bilim adamlarından Prof. Dr. Frank Meyskens, Amerikan İlaç ve Gıda Dairesi (FDA) tarafından sonuçlandırılarak rafa kaldırılan birçok araştırmanın başka ülkelerde yeniden ve umut verici bir şekilde sunulduğunu, bunun doğru olmadığını belirtti.

Yiyecek maddelerinin tek tek ele alınarak kanserden korunma etkisinin öne çıkarılmasının yanlış ve tehlikeli olduğunu belirten Prof. Meyskens, “Bu bitkilerin yan etkileri de olabilir. Bilim kanserden korumak için uğraşıyor ancak bunun kanıta dayalı tıp ile birlikte ele alınması gerekir” diye konuştu. Chao Kanser Merkezi direktörlüğünü ve California Invine Sağlık Bilimleri Üniversitesi’nde rektör yardımcılığı görevini yürüten Tıp ve Biyolojik Kimya Profesörü Frank Meyskens’e, Amerikan Kanser Araştırma Birliği tarafından bu yıl “Kanser Önleme Araştırmasında Üstün Başarı” ödülü verildi.

Kanser hakkında yalanlar

  • Cevizin kansere iyi geldiği yönündeki bilgiler her zaman geçerli değildir.

  • Hiçbir bitki karışımı takviyesinin, bilimsel olarak kanserden koruyucu etkisi saptanmamıştır.

  • Kanser hastalarına bolca soya ürünü tüketilmesi yönündeki tavsiyeler doğru değildir. Soyanın içindeki östrojen hormonuna benzer etkideki maddeler, yüksek dozda alındığında östrojene bağlı gelişebilen meme ve endometrium (yumurtalık ve rahim) kanserlerine yol açabilir.

  • Havuçta bulunan beta-karoten maddesinin fazla alınması, sigara bağımlılarında akciğer kanseri riskini arttırabilir.

  • Antioksidan özelliği olan domates, brokoli ve lahana gibi gıdaların tüketilmesinin kanserden koruduğuna dair veriler yeterli değildir.

  • Aspartam ve sakarin gibi yapay tatlandırıcıların kansere neden olduğu bilgisi ispatlanmamıştır.

  • Kahve tüketiminin kansere neden olduğu ve yeşil çayın kanserden koruduğuna dair bilimsel bir bulgu yoktur.

  • Hazır gıdalardaki katkı maddelerinin, uygun oranlarda kaldığı takdirde kanser yapıcı etkisi mevcut değildir.
  • akşam
  • Hayat bir enerjidir

    Hayat bir enerjidir

    Ekonomik krizin ruh sağlığında oluşturabileceği tahribatlar yavaş yavaş fark edilmeye başladı.

    Krizin bütün şiddetiyle hissedildiği Amerika ve Avrupa'nın birçok ülkesinde ruh sağlığı bozulanların sayısının arttığı, depresyon, anksiyete ve panik bozukluk gibi ruh hastalıklarının yoğunlaştığı belirtiliyor. Bu biraz da beklenen bir gelişme. İşini, parasını, evini, sosyal statüsünü (yani önem verdiği birçok şeyi) birden bire kaybeden her insanın bazı ruhsal tatsızlıklar yaşaması mümkün. Bugün eski bir yazımızı gözden geçirip yeniden yayınlamaya karar verdik. Umarız önümüzdeki zorlu günleri atlatmanıza yardımcı olabilecek yaklaşımlar edinirsiniz.

    RUHUNUZU AYDINLATIN

    Yorgunluğunuz, durgunluğunuz, bitkinlik, halsizlik ve isteksizliğinizin, uyku bölünmeleri, çarpıntılar ve yürek sıkışmalarınızın, sırt-bel-boyun-göğüs ağrılarınız, kaşıntı ve egzamalarınızın kaynağını yalnız bedeninizdeki bozukluklarda değil ruhsal elektriğinizdeki kontak atmalarında da aramalısınız. Vücudunuz yetenekli bir enerji dönüşüm merkezidir. Taşıdığınız trilyonlarca hücre besinlerle aldığınız gücü enerjiye çevrilebilen organcıklarda donatılmıştır. Yiyecek ve içeceklerle aldığınız bu gücü iyi kullanılabilirseniz onları enerjiye çeviren süreçler de müthiş bir düzen içinde tıkır tıkır işler.

    Bu süreçleri etkileyen pek çok faktör var: Yaşınız, cinsiyetiniz, hormonal metabolik yetenekleriniz, genetik mirasınız ve kişisel sağlık hikáyeniz bunlardan bazıları.

    Hayat bir enerjidir. İhtiyacı olan enerjiyi beden ve ruhun o müthiş işbirliğinden alır.

    Yürümek, koşmak, konuşmak, duymak, uyumak, gülmek, kızmak, yazmak gibi hayata ilişkin her şey bu enerjiyi kullanır. Ne vücudunuzun bol bol enerji üretmesi, ne aşırı kalori yüklenmesi ve ne de avuç avuç yuttuğunuz vitamin hapları kendinizi canlı ve güçlü hissetmenize yetmez. "Enerji ve canlılık hissi" arasındaki ilişkiyi sadece kaloriler veya vitaminler belirlemez.

    Canlılık hissinde, biraz ruh sağlığının ve biraz da duygusallığın ama ille de ruh-beden bütünlüğünün yeri olması gerekir.

    Hayat sonsuz bir enerjidir. Bu enerjiyi sürekli olarak üretmek, ama üretirken tükenmemek, bedeni ve ruhu kirletmemek ve ruh-beden ilişkisini iyi yönetmek gerekiyor. Marifet hayatı uzatmakta değil, hayatı mutlu kılmaktadır. Ona yeni ve farklı hayatlar ekleyip ritmini ve hızını bozmamaktadır.

    Genç kalmak, yaşadığıyla övünmek, istediğinde başını alıp gidebilmek, istediğinde kaldığı yerden ya da sil baştan başlayabilmektir. Hayat, ona taraf olmak ve onu ıskalamamaktır. Hayatın içinde kalmak, her yaşta ve her sabah yeniden başlamaktır...

    Coşkuya önem verin

    Enerjik ve canlı kalmayı, eskilerin deyişi ile "taş gibi" biri olmayı istiyorsanız, hayatın gücünü sadece yedikleriniz, içtiklerinizde aramayın. "Hayat çorbası"nın içine her sabah birer tutam huzur, coşku, sevinç ve birer parmak keyif, heyecan ve ümidi mutlaka katmaya bakın!

    Hayat enerjisinin sadece yedikleriniz, içtiklerinizde gizil olmadığının farkına varın. Sağlığın "bedensel, ruhsal ve sosyal tam bir iyilik hali" olduğunu unutmayın.

    Yorgunluğunuz, durgunluğunuz, bitkinlik, halsizlik ve isteksizliğinizin, uyku bölünmeleri, çarpıntılar ve yürek sıkışmalarınızın, sırt-bel-boyun-göğüs ağrıları, kaşıntı ve egzamanızın kaynağını yalnız bedeninizde değil ruhsal elektriğinizdeki kontak atmalarında da aramalısınız.

    Bu sorunların ardında bedensel değil ruhsal sorunlar yatıyor. Biraz korku, endişe, üzüntü veya güvensizlik zaten dolu olan tabancayı daha kolay patlatıyor.

    Aceleci olmayın

    Yavaşlayın. Sağlıklı bir ruh, geleceğe bedeni ile yan yana birlikte yürüyen, ona gecede gündüzde, korkuda, güvende, tasada ve sevgide eşlik edendir.

    Ruhunuzu bedeninizden ayırmayın, onu korkutup yormayın, yalnız bırakmayın.

    Bugünden itibaren hayata yavaşlayarak başlayın.

    Ruhunuzu hayatın doğal hızına, olağan ritmine bırakın. Yemenizi içmenizi, áşık olup sevmenizi, yürümenizi, düşüncelerinizi fırsat buldukça, mümkün oldukça yavaşlatın.

    Acele etmek için çok da aceleci davranmayın.

    Beden ve ruhunuza baş başa kalmaları, konuşup anlaşmaları için zaman bırakın.

    Daha yavaş yemeye, dinlenmeye, konuşmaya kısacası hayatı daha çok paylaşmaya bakın.

    Eğer hayata daha çok değmek, huzur, keşif, neşe eklemek, hayatı geçmemek istiyorsanız birinci adımın "yavaşlamak" olduğunu unutmayın.

    Daha çok sevin gerekirse boyun eğin

    Daha çok hayat enerjisi üretmenin kolay bir yolu da daha çok sevmek, daha çok hoş görmektir. Ama sınırsız ve karşılıksız sevmektir. Çünkü sevgi oktanı en yüksek, fiyatı en ucuz yakıttır.

    Bagajınıza daha çok sevgi yükleyin.

    Gerektiğinde tabii ki direnmelisiniz. Ama uzun süreli dirençlerin, beyhude karşı gelmelerin, uzamış streslerin adrenalin, kortizon ve ensülin gibi fazlası can yakan hormonları artırdığını bilmelisiniz. Bu nedenle bazen direnmeyin. Olup biteni kabul edin. Bu tür kabulleri yenilgi zannetmeyin.

    Biraz şans, kader, kısmet ve biraz da ilahi takdir hayatın içinde mutlaka vardır, hep olacaktır. Böyle durumlarda manevi güçlerden veya bilge insanların söylediklerinden yararlanın.

    Bakın Nehru ne diyor: "Hayat iskambil oyununa benzer. Elinize gelen kartlar gerçekliği temsil eder. O kartlarla oyunu nasıl oynadığınız ise özgür iradenizi..."

    Elinize iyi kartlar gelmediğinde, mevcut kartlarla yetinin. Bekleyin, kabul edin, "Bu da geçer" deyin.

    Yanlış rakamları düzeltelim

    3 Kasım pazartesi yayınlanan hipertansiyon ile ilgili yazımızda yılda 1 veya 2 kez kan basıncınızı ölçtürmenizi, günde 2 ile 4 porsiyon yağsız veya az yağlı süt ürünü yemenizi önermiştik. Aradaki (çizgi) işaretleri çıkmayınca tansiyonunuzu yılda 12 kez ölçtürmeniz ve günde 24 kez (!) süt ürünü yemeniz gibi bir yanlışlık ortaya çıkmış. Düzeltir özür dileriz.

    Kızıp sinirlenmeyin

    Kızmayın, sinirlenmeyin. Her şey, her zaman daha önce hesaplanan, ölçülüp biçilenden ve şimdiki halinden farklı boyutlar kazanabilir.

    Bazen çevrenizde sizi üzen, bunaltan şeyler yoğunlaşabilir. Bunları "çevresel kirlenme" gibi algılayın, kızmayın, alınmayın. Huzurlu olmak, içe dönük yaşamada daha önceden örgütlü olmaktır. Kafa karışıklığı, güçlük, çatışma ve karşıtlıklar hayatın içinde hep vardır, hep olacaktır. "Marifet, bu durumlarda da sinirlenmemek, ve iç sükûneti korumaktır" diyor Vincent Peale.

    Belirtiler sizde de var mı

    Gece zor uykuya dalıyorum ve sürekli uyanıyorum. Uyandıkça da buzdolabına saldırıyorum ve ne varsa yiyorum. Ne yapmalıyım?

    Gece yeme sendromu kalori alımını ciddi derecede artıran ve birçok nedeni olabilen bir yeme bozukluğudur. Hormonal ve psikolojik sorunlar da bu durumun ortaya çıkmasına neden olabilir. Eğer;

    - Günlük besin alımının yüzde 50'sini ve fazlasını akşam yemekten sonra tüketiyorsanız

    - Sabah aç uyanmıyorsanız

    - Uyku sorunlarınız var ise

    - Gece uyandığınızda bir şeyler tüketiyorsanız

    - Tatlı ihtiyacınız artıyorsa

    - Çok hızlı ve çok fazla besin tüketebiliyorsanız

    Mutlaka bir doktora başvurmalısınız.

    Diyetler sizi aceleye getirmesin

    Kalça ve bel bölgemde fazlalıklar var, yaza kadar hızlı bir şekilde bunlardan kurtulmak istiyorum. Ne yapabilirim?

    Kıyafet modası gibi hızlı kilo verdiren diyet modasının rüzgár gibi estiği şu günlerde sağlıklı ve doğru zayıflama kurallarını bir kez daha hatırlatalım:

    - Zayıflama diyetleri kilo vermeye ve kaybedilen kiloları geri almamaya yöneliktir.

    - Sadece tek bir besin (örn. greyfurt suyu) veya tek bir yemek (örn. lahana çorbası) seçerek zayıflama diyeti uygulamayınız.

    - Hap veya yosun şeklinde kullanılan ürünlerle zayıflamak beslenme alışkanlıklarınızı ve sağlığınızı bozar.

    - Sağlıklı zayıflamak istiyorsanız diyetiniz enerji ve besin öğeleri yönünden yeterli, dengeli ve çeşitli olmalıdır.

    - Diyetlerinizin mutlaka bir diyetisyen tarafından hazırlanmış veya önerilmiş olmasına dikkat edin.

    - Diyet; kişinin ağız tadını bozmayacak şekilde, sosyo-ekonomik durumuna uygun, yaşam tarzına adapte edilmiş şekilde, esnek olmalıdır. Adını bile duymadığınız yiyecekleri yemek zorunda kalmak hızlı zayıflamak anlamına gelmez.

     

    Prof. Dr. Osman MÜFTÜOĞLU  

    Kalp krizine mucize ilaç

    İngiliz ve İsveçli bilim adamları tarafından geliştirilen yeni bir kolesterol ilacı sayesinde, felç riski de sağlıklı kişilerde bile yüzde 44 düşüyor

    kkr Yeni nesil kolesterol ilacı olarak geliştirilen ve ABD'li bilim adamları tarafından test edilen Crestor isimli ilaç, yüksek kolesterol yüzündan kalp hastalığı riski taşıyan kişilerde kolesterolu düşürmek için kullanılan statinleri içeriyor.

    Ancak günlük olarak kullanılması öngörülen ilacın 18 bin kişi üzerinde yapılan testlerinde kolesterol sorunu olsun olmasın tüm insanlarda kalp hastalığı riskini ciddi oranda düşürdüğü belirlendi. İngiliz Daily Mail ve Daily Express gazetelerinin manşetten verdiği mucize ilaç, İsveçli ve İngiliz ilaç firması AstraZeneca tarafından geliştirildi.

    İlaç damarları güçsüz hale getirerek kalp hastalığı ve felce neden olduğu tahmin edilen hsCRP proteini seviyesini düşürmeyi hedef alıyor. Düzenli kullanılması durumunda aylık masrafı 50 dolar civarında olan Crestor, kalp krizi riskini yüzde 54, kalp hastalığı riskini yüzde 44, felç riskini yüzde 48, hayatın bir döneminde bypass ya da anjio olma riskini yüzde 46 ve herhangi bir nedenden ölüm riskini de yüzde 20 oranında azaltabiliyor. Kötü kolesterol oranı ise yarı yarıya düşüyor.

    Bilim adamları ilacın yapılan testlerde beklenenden iki kat daha etkili olduğuna dikkat çekerken Crestor’un şimdiye dek üretilmiş en güçlü statin olduğunu iddia ediyor. Hatta ilaç, Glasgow Üniversitesi tarafından yürütülen ve 26 ülkeden 18 bin gönüllünün katıldığı testlerde o kadar büyük bir başarı gösterdi ki testler planlanandan yedi ay önce sonuçlandırıldı.